·293 syf.····Okunma: 05 Mart 2026 09:35 Selamlar.
Bazı kitaplar vardır, potansiyelleriyle büyütür; bazıları ise o potansiyeli nasıl harcadıklarını gösterir. Hamnet benim için ne yazık ki ikinci grupta kaldı.
Bu kadar güçlü bir alt yapıya sahip bir kurgu romanın nasıl bu kadar yüzeysel kalabildiğine şaşırdım. Elinde William Shakespeare gibi derin, akılcı ve insan ruhunu katman katman açabilen bir karakter varken, böylesine güçlü bir malzemenin bu kadar sınırlı kullanılması gerçekten hayal kırıklığıydı.
Karakterlerin derinleşmesini, bir iz bırakmalarını, onlarla bir bağ kurmayı bekledim. Özellikle anlatının merkezine yerleştirilen Agnes üzerinden güçlü bir duygusal dünya kurulacağını düşündüm. Ama ne yazık ki ona verilen onca sayfaya rağmen onunla bile gerçek bir bağ kuramadım. Bir karakter hakkında çok şey anlatılması, onun gerçekten derinleştiği anlamına gelmiyor.
Shakespeare gibi bir figürün ise neredeyse silik, pasif ve uzak bir karakter olarak bırakılması beni en çok şaşırtan şeylerden biri oldu. Böyle bir zihni bu kadar yüzeyde bırakmak gerçekten tuhaf bir tercih.
Kitabı bitirdiğimde geriye şu duygu kaldı:
Ne tam olarak ne okuduğumu, ne de gerçekten neyin bittiğini anlayabildim. Sanki yarım kalmış, hatta tam başlamamış bir hikâye gibi.
Oysa ki bu hikâyede inanılmaz bir potansiyel vardı. Çok daha güçlü yazılabilse, okuru derinden sarsabilecek, belki de sayfalar arasında hüngür hüngür ağlatabilecek bir trajedi ortaya çıkabilirdi.
Ama bu hikâye bana kalırsa anlatılmadı; sadece etrafından dolaşıldı.