ESİR - Adem Özköse (İnceleme)
Puan vermedi·224 syf.··
2026 2. kitabı
Kitap, Adem Özköse'nin Suriye'deki son durumu gerçekliğiyle ortaya koyabilmek için bir belgesel çekme isteği üzerine 2012 9 Martta Suriye'ye kameramanı Hamit Coşkun ile beraber gitmesi ve orada Esed yanlısı Şii milislerce alıkonularak ardı ardına gelen esaret sürecini anlatıyor. Burada yaşananlar Adem Özköse'nin ve Hamit Coşkun'un yaşadıklarının anlatısı olsa da onların üzerinden bir halkın 10 yılı aşkın bir süreçte yaşadığı şiddet, tecavüz ve esaretin küçük yansımalarıdır. Kitapta işlenenlerden yaptığım çıkarımları yazıya dökmeden önce eseri özetlemek istiyorum. Zira ülkemizde var olan önyargılar, cahilane kabuller ve yönlendirilmiş öfke bu yapacağım çıkarımları düşmanca görecek ve geliştirilen refleksle vicdandan ve insanlıktan uzak bir tepkiyle değerlendirecektir. Yapacağım özet olayların kopuk kopuk derlenmesinden oluşacak olaylar örgüsünün anlaşılmasında aciz kalacaktır muhtemelen. ÖZET: Muhammed Şaban'ın Esareti; Muhammed Şaban Hama katliamından sonra oradaki müslümanlara yardım etmek amacıyla arkadaşlarıyla beraber Suriye'ye gitmiş. İhvan üyesi olmakla suçlanarak cezaevine girmiş. Ailesi 20 yıl sonra hayatta olduğunu öğrenmiş. Muhammed Şaban'ın Suriyeli Mahkumlarla İlgili Anlattıkları; Suriyeli mahkumlardan biri, evli ve iki çocuk babasıymış. 14 yıl ailesinden haber alamayınca eşi öldüğünü düşünerek başkasıyla evlenmiş. Bir süre sonra bu adamda cezaevine girmiş. Eski eş ve yeni eş bir müddet sonra tanışmışlar ve adam eşinin başkasıyla evlendiğini öğrenince göz yaşlarına boğulmuş. Muhammed Şaban, dönemin cumhur başkanı Abdullah Gül'ün girişimleriyle 23 yıl sonra kurtarılmış. Adem Öz Köse ve Hamit Coşkun'un Şii Milislerce Alıkonulması; Suriye geldiklerinin ertesi günü şii milislerce alıkonulup 11 gün esir edilmişler. Namluların sürekli üzerlerinde olduğu bu süreç onları yorsa da en kötüsü henüz yaşanmamıştı. Milisler daha sonra onları rejim güçlerine teslim etmiş ve asıl kabus da burada başlamış. Baas'ın ünlü zindanları Baas Yeraltı Zindanları; Sorgunun ardından gelen tehdit çok ilginçti bence. "Gör bakalım bizim hücrelerimiz İsrail'in hücrelerine benziyor mu". Bu bir müslümanın kurabileceği bir cümle olamaz. Sevgimizi de öfkemizi de siyonist katillerle nasıl bir tutabiliriz. Hücreler AdemÖzkösenin anlattığına göre bir kişi için bile son derece küçükmüş. 3 adımla hücre turlandığına göre yatarak hücrenin tabanını neredeyse doldurmak mümkün. Burada tuvalette getirilen su, hijyenden uzak, soğuk ve güneşten mahrum yaşam alanı, tuvalet saati gibi uygulamalar insani şartlar sağlamıyor. Herhalde türkiyenin cezaevleri buraya göre otel odası gibi kalacaktır. Adem Özkösenin anlatısına göre ne kendisi ne de kameramanı fiziki bir şiddete uğramamış. Bunun nedeninin Türkiye'nin verdiği tepki olduğunu anlamak zor değil. Buradaki zulmü Suriyeli mahkumlar üzerinden anlatmak daha isabetli olacaktır. Gelen mahkumlar tek kişinin sığabileceği bu odalara 5 kişi konuluyormuş. Tuvalet saati geldiğinde nöbetçiler mahkumları joblarla acımasızca döverek tuvalete götürüyormuş. Yeni gelenlere hücrede oturmayı yasaklıyorlar mahkumlar günlerce ayakta kalıyormuş. Oturan olursa sonucu tahmin etmek güç değil. Acımasızca demir sopalarla ve joblarla dövülmek. 3 gündür su verilmeyen mahkum su istedi diye gardiyan tarafından yumruklanarak dövünlen mahkumlar. Bahçeye çıkarılan ve gardiyanların döverek öldürdüğü 20 yaşında gençler. 11-13 yaşındaki getirelen mahkumların yalvarmalarına bile kayıtsız kalan bitmeyen dayaklı işkenceler. Yaşlı bir alimi ördek yürüyüşü yaptırarak tuvalete götürmek. Çocuk yetişkin gözetmeden makatlarına job sokulmak suretiyle yapılan insanlık dışı vahşetler. Bunlar Adem Özköse'nin şahit olduğu işkenceler. 51 gün sonra Türkiye ve İHH'nın çabalarıyla onlara ulaşılmış. 1 hafta sonra da önce Tahran'a sonra da İstanbul'a getirilmişler. Tahran'a giderken İranlı yetkililer bu yaşadıklarıni Türkiye'de anlatmamalarını istemiş. Bu şekilde yaşananları noktalıyorum. Sonuç: İç savaş dinamiklerinden bir haber insanlarımızın buraya gelen Suriyeliler hakkındaki hain yakıştırmasını ve sanki insan değillermiş gibi gitsinler mancınıkla atalım söylemlerini hangi kötü sıfatlarla anacağımı bilemiyorum. Ama şunu anlamamız gerekiyor ki bu insanlar arkalarında cenneti de dünyayı da bırakıp gelmediler. Tabiri caiz ise cehennemi yaşadılar. İnsanlarımız ise Esed rejimine ve İsraile kızmadıkları kadar Suriyelilere kızıyor. Sanırım güçsüz olana kızmak bize de kolay geliyor. Yazımı Suriye'ye giderken eşinin Adem Özköse'ye okuduğu ayetlere bitiriyorum "De ki: Allah'ın bizim için yazdığından başkası bize asla isabet etmez. O bizim Mevla'mızdır. Öyleyse müminler ancak Allah'a tevekkül etsinler." Tevbe 9/51
1000Kitap
EsirAdem Özköse · Pınar Yayınları · 2019820 okunma
·
41 Gösterim
Yorumlar
Lütfen giriş yapınız.