Fareler ve İnsanlar, aslında küçücük bir kitaba devasa bir dünya sığdırılabileceğinin kanıtı gibi. George ve Lennie’nin hikayesi, bize dostluğun sadece güzel günlerde yan yana yürümek değil, bazen birinin yükünü kendi sırtınmış gibi taşımak olduğunu anlatıyor. Kitabı okurken bir yandan o tozlu çiftlik yollarında yürüdüğünüzü hissediyor, bir yandan da kahramanların 'kendi topraklarımıza sahip olacağız' hayaline sanki kendi hayalinizmiş gibi inanıyorsunuz. Steinbeck, en saf umutların bile hayatın sert gerçeklerine çarptığında nasıl kırıldığını o kadar yalın anlatıyor ki, etkilenmemek elde değil.
Romanın en can yakıcı tarafı ise merhamet ile trajedi arasındaki o ince çizgi. Lennie’nin çocuksu masumiyeti ve kontrol edemediği gücü, onu bu acımasız dünyada savunmasız bir kurban haline getiriyor. Finaline geldiğinizde içinizde bir yumru oluşsa da, yazar aslında bize hayattaki en büyük zenginliğin 'birinin seni önemsiyor olması' olduğunu fısıldıyor. Karmaşık edebi oyunlara girmeden, doğrudan kalbe dokunan, bittikten sonra bile uzun süre tavanı seyrettiren o nadir kitaplardan biri bu.
Lütfen okuyun.