Gönderi

Palto: Küçük Bir Adamın Büyük Trajedisi
Puan vermedi·224 syf.··
2026 10. kitabı
·
5 günde okudu
·
Okunma: 05 Mart 2026 20:12
Gogol ile ilk tanışmam olan bu eserde, yazarın dilini oldukça akıcı, sade ve bir o kadar da eğlenceli buldum. Kitapta beni en çok yakalayan noktalar ise "Portre" ve "Palto" öyküleri oldu. St. Petersburg, bu eserde sadece bir şehir değil; adeta devasa ve ruhsuz bir bürokrasi makinesi olarak karşımıza çıkıyor. İnsanların isimlerinden ziyade rütbeleriyle ("9. dereceden memur" veya "Kayıt Memuru") var olabildiği bu dünyaya bizzat şahit oldum. 1800’lerin Rusya’sından günümüz dünyasına uzanan o acı gerçeği bir kez daha gördüm: Herkesin unvana ve makama el pençe divan durduğu, hiyerarşinin en altındaki "küçük insanın" ise sistem nezdinde "küçük" görülerek ezildiği o değişmez düzen... Gogol, St. Petersburg’un soğuğunu adeta kana susamış bir suikastçı gibi betimlemiş. Memurların burunlarını sızlatan, en sağlam dikişlerden bile sızan o meşhur Rus ayazı okurken insanın iliklerine kadar işliyor. Bu dondurucu atmosfer, hikâyedeki o meşhur "palto" ihtiyacını sadece bir giysi olmaktan çıkarıp, bir hayatta kalma meselesine dönüştürüyor. Nevsky Bulvarı’ndaki parıltılı faytonlar ve pahalı kürklerin aksine, ana karakterimiz Akaki’nin dünyası; rutubetli merdiven boşlukları, yanık yemek kokuları ve isli gaz lambalarıyla örülü arka sokaklardır. Gogol, bu tezatı kullanarak kentin ışıltısının altındaki derin yalnızlığı ve fakirliği ustalıkla hissettiriyor. "Palto", özünde bir "hayal kurma ve hayal kırıklığı" trajedisidir. Akaki'nin o paltoya sahip olabilmek için akşam yemeklerinden vazgeçmesi, mum yakmaması, ayakkabıları eskimesin diye parmak uçlarında yürümesi tam bir modern zaman "çilesi"dir. Kahramanımız, aslında hayatındaki o devasa boşluğun farkında bile değildi; silik ve rutin hayatında kendi halinde yaşıyordu. Ancak yeni bir paltoya ulaşma hedefiyle birlikte hayatına bir "amaç" girdi. O paltoyu sırtına geçirdiği an, Akaki’nin sadece dış görünüşü değil, ruhu da değişti; ilk kez dik yürüdü, ilk kez bir davete katıldı. Sonuçta, o gece çalınan sadece bir kumaş parçası değildi; Akaki’nin dünyaya karşı kazandığı o minicik özgüven ve var olma kanıtıydı. Bu yüzden palto gidince, Akaki de bu dünyadan hızla çekilip gitti. Nihayetinde Akaki’nin trajedisi, bir eşyanın çalınması değil; o eşyaya yüklenen 'hayatta kalma' anlamının kırılganlığıdır. Akaki, o dondurucu Petersburg ayazında kendisine bir anlam vâhâsı yaratmıştı; ancak bu vâhânın kumaştan olması, onun sonunu hazırladı. Bu eserden geriye kalan en acı soru ise şudur: Bizim bugün sırtımızda taşıdığımız, çalındığında bizi yok edecek olan 'paltolarımız' nelerdir? Gogol, küçük bir memurun hüzünlü sonuyla bize şunu hatırlatır: Hayatın gerçek anlamı, başkalarının gözündeki rütbemizle değil, o rütbelerden soyunduğumuzda kendi içimizde bulduğumuz derinlikle ölçülür.
Bir Delinin Anı Defteri - Palto - Burun - Petersburg Öyküleri ve FaytonNikolay Gogol · Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları · 202538,5bin okunma
·
27 Gösterim
Yorumlar
Lütfen giriş yapınız.