Söyleme Bilmesinler, insanın iç dünyasında sessizce büyüyen duyguların edebiyata dönüşmüş hâli gibi geldi. Şermin Yaşar bu eserde büyük ve karmaşık olaylar anlatmak yerine, hayatın en sıradan görünen anlarının içinde saklı olan kırılganlıkları ve suskunlukları ortaya çıkarıyor. Kitabı okurken, insanın dışarıya gösterdiği güçlü yüz ile içinde taşıdığı kırılgan ruh arasındaki ince çizgiyi çok net hissedebildim.
Bence eserde en çok dikkat çeken duygu gizlenmiş kırgınlıklar. İnsanların çoğu zaman üzgün olduklarını, kırıldıklarını ya da yorulduklarını saklama eğiliminde olduklarını kitap boyunca görmek mümkün. “Söyleme bilmesinler” ifadesi de bana göre sadece bir cümle değil; aynı zamanda modern insanın duygularını saklama isteğini anlatan güçlü bir sembol.
Kitabı okurken yalnızca anlatıcının duygularını değil, kendi içimde sakladığım düşünceleri ve bastırdığım hisleri de fark ettiğimi hissettim. Bana göre kitabın asıl etkisi de burada ortaya çıkıyor. Çünkü okur, satırlar arasında biraz da kendi sessizliğini buluyor.
Sonuç olarak, “Söyleme Bilmesinler” gürültülü bir dünyanın içinde insanın kendi içindeki sessizliği anlatan bir eser gibi geldi.