Karamazov Kardeşler İnceleme Ve Yorum
10/10
·1025 syf.··
2026 1. kitabı
·
187 günde okudu
·
Okunma: 05 Mart 2026 02:07
Hayatımın 6 ayına eşlik eden bu kitap için nereden başlanmalı nasıl başlanmalı hiç bilmiyorum aslında. Ama öncelikle söylemeliyim ki incelememi görüp merak edenler henüz kitabı okumadıysalar buranın spoiler içerdiğini bilmeli. Ben 19 yaşında biri olarak haddim olmadan kitap üzerine kendi yorumlarımı ve karakter analizlerimi yapıp ayrılacağım. Ayrıca bu incelememi yaparken arka planda "Richter: On the Nature of Daylight" parçası bana eşlik ediyor. Bu yüzden okurken belki bu eseri açarsanız, yazarken nasıl hissetttiğimi biraz olsun anlayabilirsiniz. Kitabın konu olarak iki kısımda ayrıldığını söyleyebiliriz. Birinci kısımda ( burası ilk 600 sayfaya tekabül ediyor) karakterlerimizi, yani karamazov ailesini tanıyor, onların fikirlerini, felsefelerini öğreniyor, hayatlarına eşlik ediyoruz. İkinci kısım ise kitapta gerçekleşen bir cinayet üzerine dönüyor. Ki bu kısımdaki mahkeme gününü okumak çok zevkliydi. Savcımız ippolit krilloviç ve avukatımız fetyukoviç, cinayet konusunda iki farklı görüşe sahip konuşmalarını ve savunmalarını yapıyorlar, ki ikiside çok dokunaklı baktığınızı zaman mantıklı savunmalar yapıyor. O yüzden geçmişte hasım olan bu iki hukuk adamının konuşmalarını dinlemek çok zevkliydi. Birinci kısım ile ilgiliyse genel olarak bir olaya değinmeden yalnızca karakterlerimiz üzerine görüşlerimi bildireceğim. İncelememe dostoyevskinin Ana karakter olarak belirlediği Alyoşa karakteri ile başlamak istiyorum. Alyoşa; dindar, insan seven, merhametli, yüce gönüllü karakterlerden biri. Bu özelliklerinden ötürü belkide kitapta en çok sevilen karakter aynı zamanda. Benim alyoşa'ya karşı ilk bağlanmam Staretz Zosima'nın cenaze gününde, bir mezarlığın arkasına çöküp ağladığı sahne de oldu. O an sarılıp elini tutmak istedim alyoşa'nın. Çok saf, çok temiz bir kalbe sahip olan karakterimiz, kimseyi kendisinden üstün görmüyor, hatta tam tersine, karşısında bir çocuk olsa bile onun fikirlerine değer veriyor. İnsanları yargılamıyor, anlamaya çalışıyor. Kimseyi kalıplara sokmuyor. İnsanları gerçekten samimi, içten seviyor. Kitaptaki çoğu kimse de onun fikirlerine önem veriyor ve hatta bazen kendi fikirlerinin alyoşa tarafından onanmasını istiyor. Herkes için güvenli bir alan aslında alyoşa. Fakat onu okurken hep bir yalnızlık ve yorgunluk hissi kapladı içimi. Herkesin derdine deva olan alyoşa'nın kendi devası yokmuş gibi hissettim. Kitabın içine girip onun dinleyicisi olmak istedim. Biraz da o konuşsun, içindekileri döksün istedim. Alyoşa ile ilgili söylecek daha çok şey var belki de, fakat sizi çok da sıkmamak adına burada bırakıyor ve önemli bir diğer karakterimize; İvan'a geçiyorum. İvan; çok zeki, okumuş, aydın bir insan. Fakat hayat felsefesi tam olarak oturamamış bir karakter. Bunda en büyük etken de din ve inanç üzerine olan sorgulamaları. İvan'ın bu sorgulamaları sayesinde biz de kitaptaki en önemli, belki okuması ve anlaması en zor fakat en keyifli bölümlere şahit oluyoruz. "İsyan", "Büyük Engizisyoncu" ve "Şeytan. İvan'ın kabusu." İsyan kısmında kötülük problemini çocuklar üzerinden ele alan ivan, yazdığı Büyük Engizisyoncu hikayesiyle İsa'nın yeryüzüne ikinci kere inişini ve bir engizisyoncu ile konuşmasını anlatıyor. Ki bu bölüm oldukça tüyler ürpertici ve benim okumaktan en keyif aldığım bölümdür. Fakat İvan'ın görüşlerine en yaklaştığım kısımın On birinci kitaptaki şeytan kısmı olduğuna inanıyorum. Bu bölümde İvan'ın kafasında kötü olarak ayrıştırdığı fikirlerin ete kemiğe bürünmesine şahit oluyoruz. İvan'ın şeytan diye adlandırdığı yaratığı dinledikçe aslında ivanı dinliyoruz. Ateist karakterimizin inanmak istediğine fakat bu tür inançları kafasında matematiksel bir kesinliğe ve mantığa oturtamadığı için inanamadığını görüyoruz. Din ve inanç konularında kafasında sorular dolu olan biri olarak bu kısımları okurken kendimi yalnız hissetmemekle beraber İvan'a da çok yakın hissettim. Ama aynı zamanda üzüldüm ona çünkü kafasını kurcalayan tüm bu sorular bütün hayatını ele geçirmiş aslında. Sürekli sorguluyor, düşünüyor ve yoruluyor. Sonunda da zaten bu bahtsız karakterimize ne olduğunu biliyoruz. Dimitri.. Belki okurken çok bir bağ kuramayan okuyucular şimdi yazdıklarımı abartı bulabilir. Fakat ben bu karakterimizde, özellikle son kısımlarda çok fazla bağ kurmuş biri olarak büyük bir derinlik görüyorum. Dimitri'yi okurken bir yetişkin olarak değil bir çocuk olarak okudum. Bedeni büyümüş olsada akıl olarak küçük, kalp olarak da saf ve temiz kalmış bir çocuk bu. İçi dışı bir, yalan söyleyemen, sürekli değişen duygularını çok yüksekte yaşayan ve bunu saklamayan bir karaktere sahip bu çocuğumuz. Özellikle mahkeme günü kasaba doktoru Herzenstube' un sözleri insanın içini parçalıyor. Okurken, babasının belkide varlığını bile hatırlamadığı, kömürlüğe atılmış yırtık kıyafetlerle duran bu çocuğa acıyıp bir kilo fındık veren doktorumuz seneler sonra aynı çocukla yine karşılaşıyor. Kendine yapılan iyiliği unutmayan Dimitri teşekkür etmeye geliyor onu. Çünkü tüm zevk düşkünlüğü, fevri çıkışları ve kasaba halkının çoğunluğu tarafından sevilmemesine rağmen onurlu bir insan o. İçerisinde gerçekten saf iyilik var. Ve belkide ahırlıkta grigorinin elinde büyüyen bu çocuğun eline bir kilo fındık vermek yerine, elinden tutulsaymış ne olurdu diye düşünmeden edemiyor insan. Son olarak genel yorumumdan bahsetmek isterim. Karamazov kardeşlerin hepsinin hayatına tanıklık etmek çok özeldi.Kim bilir belkide 6 ay boyunca hayatımda bulunan bu karakterlere gerçek hayatta da rastlarım. Ne alyoşalar, ne dimitriler geçer hayatımdan. Hepsiyle tanışmaktan da gurur duyarım. Bu cümleleri yazarken aynı anda birden çok düşünce akıyor aklımdan. Çünkü karamazov kardeşler bu kadar kısa satırlara sığamacayak kadar derin ve anlamlı. O yüzden içimden geçen tüm duyguları, konuşmak istediğim tüm konuları kendime bırakıyor ve Alyoşa gibi sevin,İvan gibi sorgulayın ve dimitri gibi yaşayın diyerek yazımı burada sonlandırıyorum.
Karamazov KardeşlerFyodor Dostoyevski · Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları · 202545,3bin okunma
·
53 Gösterim
Yorumlar
Lütfen giriş yapınız.