10/10
·752 syf.··
2026 17. kitabı
Selam kızlar! Şehadet Bayrak İçin kitap yorumuyla geldim Konusu: en yakın arkadaşının doğum gününü kutlamak üzere bara giden Selin, acil bir ihtiyaçtan dolayı canlı müzik yapan grubun bateristi yerine geçen asker adamdan etkilenir. Selin’in en yakın arkadaşı da solistten hoşlanınca konuşmak için yanlarına giderler fakat sohbet istedikleri gibi ilerlemez. O gece yolları ayrılan Mubuka ve Selin tekrardan bir araya geldiklerinde aralarında bir elektrik oluşur. Ancak bu ilişki onlar için pek kolay olmayacak, türlü sürprizle karşılaşacaklardır. Yorumum: Tubu kaleminden okuduğun ilk kitaptı ve açıkçası hem en yakın arkadaşımdan duyduğum övgüler sayesinde hem de kalemi hakkında bir tane bile kötü yorum görmediğim gerekçesine dayanarak beklentimi oldukça yüksek tutmuştummm. Bu kadar kalın bir kitabı böylesine kısa süre içerisinde bitirince anladım ki beklentim yüksek tutmakta çok haklıymışım çünkü yüksek tuttuğun beklentimin bile üstünde çıkan bir anlatım tarzına sahiptii. Karakterlerin arasındaki o uyum, ilişkilerindeki gelişmeler ve askeri sahneler aşırı güzel işlenmişti. Karakterler arasındaki uyuma zaten değineceğim ama ekstra altını çizmek istediğim bir durum var o da operasyon sahnelerinin bu kadar özenli ve detaylı yazılmış olması. Okuduğum çoğu askeri kitapta askeri olayları genel olarak algılarım ama bu kitapta o kadar gerçeğe yakın anlatılmıştı ki terimleri anlayana kadar canım çıktı. Ve bu kadar detaylı yazılmış olması benim çok çok çok hoşuma gitti. Tam olarak okumak istediğim askeri sahneleri okumuş oldum kısaca. Mubuka karaketerinden biraz bahsedecek olursam ne istediğini bilen bir adamdı bence. Kitap boyunca bir kez bile tereddütte kaldığını sezmedim, kendinden ve karşısındakiden emin olduğu anda tüm kartlarını açık oynadı. Ayrıca Mubuka’nın askeri ve ciddi kimliğinin yanında o kadar eğlenceli ve konuşkan bir tarafı da vardı ve böyle bir karakter olmasını açık konuşayım beklememiştiim Ama okurken deli gibi eğlendimm! Özellikle mesajlaşma sahneleri sanırım favorimmm Hiçbir sınırı olmayan, gözü kara ve sadık bir adam olan Mubuka karakterini okumayı ben çok sevdim onun sahnelerini okurken aşırı zevk aldım. Hatta kitap bittiğinde bir daha sahnelerini okuyamayacak mıyım düşüncesine girip iyice kahroldum ama maalesef ki her güzel şeyin bir sonu var ve kitap bitince Mubuka’ya da veda etmek zorunda kaldım Selin’e gelirsemm… Selin geçmişinden kaynaklı aşırı yaralı bir karakterdi. Geçmişine aşırı fazla değinilmiş olmamasına rağmen ailesi yüzünden hissettiği eksiklik beni derinden etkiledi. Hatta öyle ki Ata’yı geçmişinden kalan tek insan olduğu için hayatında bu kadar tutmaya devam ettiğini düşünüyorum çünkü onunla olan bağını da komple keserse geçmişi elinden komple kayıp gidecek diye korkuyordu. Kısaca Selin bana göre güçlü bir kadındı ama geçmişine fazla takılı kalmıştı. Geçmiş zamana takılı kalmak yerine geleceğini güzelleştirmeye çalışsaydı belki de her şey çok daha güzel olabilirdi Gelelim çiftimize… Selin ve Mubuka arasındaki o gerilim o kadar eli tutulur cinste ki birkaç metre yanlarına yaklaşan anında çarpılır gibi bir hissiyat veriyorlardı bana. Bakın o kadar diyorum birbirleriyle inatlaşmaları, zıtlıklarının getirmiş olduğu çekişmeli uyumları aşırı iyiydi ama ne yazık ki ilişkilerinde birçok hata gerçekleşti. Ben ikilinin ilişkisindeki gidişatın da maalesef en çok Selin’e kızdım. Geçmişinden bir türlü kurtulmak istememesi, geçmişine bu kadar takılı kalmış olması Mubuka’yla olan ilişkilerini hayli kötü etkiledi gayet normal olarak. Bu sebeple kitabı okurken ikilinin arasına buzların girdiği her sayfada içime bir nefes çekip “Keşke,” dedim. “Keşke bu kadar geçmişine bağlı kalmasaydın, Selin,” diye geçirdim. Selin tarafından bakıldığı zaman Mubuka’nın da haksız olduğu konular illaki vardır ama bence ağırlıklı olarak ilişkideki sorunlar Selin’den kaynaklıydı. Bunu dememdeki sebep Mubuka’nın kitabından başından beri kendi sınırlarını çok net bir şekilde ifade etmiş olması. O kadar açık ve net bir şekilde Selin’e gitti ki Selin’in yaptığı hatalar yanlış anlaşılmaya sığdırılmayacak hale geldi. Şimdi ben Selin’e bir tık fazla kızdım gibi gözüktü ama içten içe onu da anlamak istiyorum ne anlamak için çabalıyorum gerçekten. Çünkü baktığın zaman onun açısından da ailesinden bu kadar kabul görmemişken geçmişinden kalan tek parçayı silip atması da pek kolay değil haliyle ama hayatına yeni biri girdiği zaman Ata’ya karşı tıpkı Mubuka’nın ona çizdiği gibi net bir sınır çizmesi gerekliydi diye düşünüyoruumm. Biraz yan karakterleri değinecek olursam Canan karakteri o kadar sinirimi bozdu ki ona olan nefretimi burada kelimelerle anlatabileceğimi zannetmiyorum. Rezalet bir insan, rezalet bir arkadaş! Zaten kitabın en başında Selin’e olan tavırları, onun düşüncelerini umursamasından kaynaklı Canan’a pek ısınamamıştım ve ilerleyen sayfalarda ısınamama sebebimin de altının boş olmadığı ortaya çıktı. Keşke boş olsaydı, Canan daha iyi bir arkadaş olsaydı ama aşırı kıskanç bir insandı, Selin’in ondan fazla parlamasına dayanamadı. Oğuz karakterine karşı aşırı nötrüm. Mubuka ile olan arkadaşlık ilişkileri gayet güzeldi. Onun olduğu sahneleri okurken gayet eğlendim kendini okuttuan ve ortamı neşelendiren bir karakter olduğunu düşünüyorum. Kitabı okurken hissetmediğim duygu neredeyse hiç kalmadı. Yeri geldi ağladım, yeri geldi kahkahalarla satıları tekrar tekrar okudum, yeri geldi heyecandan kalbim ağzımda atıyor gibi hissettim… Kısaca Şehadet Bayrak İçin kitabı sizi türlü duygular hissettirecek, yüreğinizde sağlam bir yer edinecek bir kitap Şahsen bende öyle oldu… Onların hiçbir sahnesini unutabileceğimi zannetmiyorum. Bana kalsa kitabı daha fazla anlatırım ama çok spoi vermek istemiyorum çünkü kitabın sahnelerini okuyarak hissetmeniz gerektiğini düşünüyoruum. Eğer gerçek hayat hikayesinden esinlenilerek yazılmış tek kitaplık bir askeri kitap olsun, birbirinden inat ama çok seven bir çiftte olsun diyorsan Şehadet Bayrak İçin’i kesin öneririiim!
Şehadet - Bayrak İçinTuğçe Aksal · Parola Yayınları · 202622 okunma
·
61 Gösterim
Yorumlar
Lütfen giriş yapınız.