Puan vermedi·336 syf.··Beğendi
···Okunma: 06 Mart 2026 02:53 A'mak-ı hayal; varlık, hiçlik, yaşamın amacı, ruhun gizemi, kâinatın sırları... Gibi felsefi ve tasavvufi konuların ele alındığı, Tanzimat dönemi'nin verimli yazarlarından filibeli Ahmed hilmi'nin eseridir. A'mak-ı hayal, özet olarak hayatını yaşayan, bir yandan da ruhun derinliklerinde bazı sorunlarla boğuşan, bildiği her şeyden şüphe duyan ve şüphe nedeniyle huzursuz olan Ahmet Raci'nin aynalı baba ile karşılaşması ve hayal âlemindeki gezintilerle ruhunu anlatmaktadır.
Kitaba ilişkin bilgiler:
A'mak-ı hayal eseri iki bölümden oluşmaktadır birinci bölümde Ahmet Raci'nin aynalı baba ile karşılaşması ve dokuzuncu gün sonunda vedasıyla bitmektedir. İkinci bölümde ise Ahmet Raci'nin Manisa deliller hastanesindeki hatıralarını incelemektedir.
Kitap özeti:
Ahmet Raci, çevresi tarafından sevilen tahsilli bir gençtir. Hayatında somut bir sorundan bahsetmek zor olsada kalbinde bir ağırlık bulunmaktadır: bildiği şeylerden kuşku duymaktadır. Ruhu, maneviyati tamamen kabul etmek ister; başaramaz, inkar etmek ister, kalbi tatmin olmaz. Kısacası hayatı anlamlandırmaz, bildiği şeyleri şüphe içinde bocalar durur.
Günün birinde arkadaşları ile güzel bir kasabaya üç günlük bir gezi yaparlar. Bir mesire alanında zaman geçirecekken, Ahmet Raci, tarafından olup biteni umursamayan iki meczubu konuşmasına kulak misafiri olur. Meczuplardan birinin "lakin cahiller, bir şeyi iki isimle anlıyorlar!" Şeklindeki ifadesinden sonra dayanamayarak kendisinin var olduğunu, varlık ve yokluğun aynı olmayacağını savunur. Meczuplarin alaycı ve mağrur tavırları varlığa ilişkin kuşkularını daha da derinleştirir.
Gezi dönüşünde, evinin yakınında, gelip geçerken sürekli gördüğü mezarlığa bir kez daha dikkat kesilir ve genel durumun aksine kapısının açık olduğunu fark eder. İçeri girer ve bir kulübeye rastlar. Kulübede bir çok yerinde ayna bulunan yamalı Cübbesiyle Aynalı Baba ile karşılaşır. Aynalı Baba hürmetle misafirini karşılar, ona kahve ikram eder, gazel okur ve ney üfler.
Kahve ve neyin etkisiyle Raci,hayal âlemine geçer. İlk gün Buda ile hiçlik zirvesine doğru yola çıkar. Ancak, güzel olan ne varsa içinde barındıran bir sarayın güzelliğine kendisini kaptırdığında yolda kalır, Buda onu kovar. Uyandığında Aynalı Baba ona gülümsemektedir.
İkinci gün, Zerdüşt'ün ülkesinde uyanır.
Zerdüşt'ün huzuruna çıkar, Hürmüz'ün (iyilik) tarafında yer alan bir asker olduğunu söyler, Ehrimen'in (kötülük) askerleriyle savaşacaktır. O Gazap pehlivanını yenen Hikmettir. Hikmet ise düşmanların en çetin olan nefs-i Emmare'ye mağlup olur. Nefs-i Emmare, Ehrimen'e mutlak bir zafer kazandıracak ve dünyayı karanlığa boğacak sırada Aşk gelir ve aydınlık kazanır. Hürmüz ile Ehrimen birbirini tamamlar, biri ile diğerinin önemi anlaşılır ve Raci uyanır.
Raci rüyaların müptelası olmuştur. Bir gün Hindistan'ı ejderhadan kurtarır, bir gün Anka kuşu ile kâinatları dolaşır, bir gün herkesin fakat sadece içindeki gururun yani şeytanın secde etmediği Adem olur, bir gün diğer yarısını bulmak için yedi yıllık mesafede bulunan şehre kollu, tek bacaklı, tek gözlü yarım insan olur.
Kitabın özellikle birinci bölümü, fantastik denilebelilecek öğeler barındırmakta, masala tadında anlatımıyla okuyucuyu sarmaktadır. Tasvirler oldukça başarılı ve güçlüdür. Günlük maceralar derin anlamlar barındırmakla birlikte, düz okuma da okuyucunun iyi vakit geçirmesine yetecektir.
Okuyacak olan herkese şimdiden keyifli okumalar diliyorum.