Merhaba kitap dostlarım
Harika bir serinin ikinci kitabıyla yine kalbim ağzımda bir okuma yaptım.İlk kitap öyle heyecanlı bir yerde bitmişti ki neden,nasıl? sorularıyla kalmıştık.Çok şükür ki devamı geldi ama bu kitap da öyle bir yerde bitti ki resmen devam edeceğinin sinyalini verdi bize.Sabırsızlık seviyem tavan diyebilirim.
Carsin’in babasını kaybettikten sonra başlayan o karmaşık rüya süreci bu kitapta çok daha derinleşiyor.Rüyalarında gördüğü kişinin Theon olması,onunla tanışıp aralarında güçlü ve duygusal bir bağ kurulması derken her şey daha da iç içe geçiyor.Öyle anlar oldu ki gerçekten mi?Rüya mı? ayırt etmekte ben bile zorlandım.Yazar o hissi çok güzel vermiş.Carsin ve Theon arasındaki bağ güçlendikçe telepatik bir yakınlaşma da başlıyor. Birbirlerinin tedirginliğini bile hissedebilmeleri çok etkileyiciydi.Tam işte şimdi her şey yoluna giriyor derken Theon hakkında duyulanlar Carsin’in dünyasını altüst ediyor.Ben de onunla birlikte Theon yapmaz,olamaz demekten kendimi alamadım ama gerçekler bazen insanın canını yakıyor maalesef.Diğer yandan Tesla’dan gelen mesajlar, rüyaların ardındaki sırlar ve nihayet yüzleşme anı…Tüm düğümler tek tek çözülüyor gibi görünse de aslında daha büyük bir gerçeğe kapı aralanıyor.Carsin her şeyin nedenini, nasılını öğreniyor ama öğrendiği o son şey var ya işte orada insanın içi burkuluyor.Bu kitapta dostluk,güven,kayıp ve bilinmezlik öyle güzel harmanlanmış ki hem heyecanlandım,hem üzüldüm,hem de merak içinde kaldım.Seri giderek daha karanlık ve daha derin bir hâl alıyor.Şimdi tek isteğim bir an önce devam kitabına kavuşmak.Çünkü bu hikâye burada kalamaz…