Hikâyenin merkezinde Raina Bloodgood var. Raina doğuştan konuşamayan bir cadı. Cadılar normalde büyü yapmak için eski bir dilde şarkı söylemek zorunda, ama Raina bunu işaret diliyle yapabiliyor. Köyünde herkes onun güçsüz olduğunu düşünüyor çünkü vücudunda cadıların gücünü gösteren Cadı işaretleri görünmüyor.Ama bu aslında bir sır.
Cadı Toplayıcısı Geleneği gereği Her yıl Hasat ayında köylere gelir ve bir cadıyı alıp Buz Kralının evine Buz Hisarı na götürür ve giden Kimse geri dönmez.Sekiz yıl önce Raina’nın kız kardeşi Nephele de bu şekilde götürülmüştür. Bu yüzden Raina’nın tek amacı, Cadı Toplayıcısını öldürmek, Buz kralını ’i öldürmek, Kız kardeşini geri almak. Bu amaçla babasından kalan Tanrı Bıçağı adlı efsanevi Bıçağı hazırlıyor. Bu bıçağın tanrıları bile öldürebileceği söyleniyor.
Tam Cadı Toplayıcısı (Alexus Thibault) köye geldiğinde her şey altüst oluyor.
Doğudan gelen ordular köye saldırıyor.
Köy yakılıyor, Birçok insan öldürülüyor
Ve Raina’nın annesi Ophelia da bu saldırı sırasında öldürülüyor.
Annesinin ölümüyle Raina’nın gizli cadı işaretleri beliriyor ve gerçek gücü açığa çıkıyor. Başta Alexus’u öldürmek isteyen Raina, saldırının arkasındaki büyük tehdidi öğrenince (Doğu Prensi’nin krallığı ele geçirme planı) onunla isteksiz bir ittifak kuruyor. Nephele’yi kurtarmak, Buz Kralı’nı korumak ve Doğu ordusunu durdurmak için.
Selamlar... Uzun zamandır fantastik kitap okurken, aynı dünyalar, aynı büyüler,aynı klişe karakterler yüzünden sıkılmaya başlamıştım. Ama Cadı Toplayıcısı kitabı bana o eski fantastik okuma heyecanımı tekrar hatırlattı. Resmen ruhuma oksijen verdi. Kurulan dünya ve karakterler gerçekten çok güzeldi, ama en sevdiğim detay kesinlikle Raina Bloodgood’un büyüyü işaret diliyle yapması oldu. Fantastik kitaplarda pek görmediğimiz, çok yaratıcı bir fikir olmuş bence.
Tabi bir de Cadı Toplayıcımız, Alexus Thibault var …O karanlık, gizemli, yaralı ama aşırı karizmatik adam .Nefretle başlayıp yavaş, yavaş, kıvılcım, kıvılcım aşka dönüşen o gerilim… Enemies to lovers’ın en tatlı, en yakıcı haliydi. Karakterlermiz gri tonlarda. Kimse tamamen iyi ya da kötü değildi. Her birinin acıları, sırları, kırık parçaları vardı ve bu onları inanılmaz gerçekci kılmış.
Kısacası dünyasına büyüsüne karakterlerine deli gibi bağlandığım, Uzun zamandır elimden bırakamadan okuduğum, bir fantastik kitap olmamıştı. İntikamla başlayan ama aşka dönüşen yolculuk… Her şeyiyle muhteşemdi.Mutlaka okuyun okutturun der kaçarım....