Puan vermedi·56 syf.··
2026 13. kitabı
·
2 saatte okudu
·
Okunma: 17 Şubat 2026 17:00
“Her şey aydınlandı artık… Ey gün ışığı, bu seni son görüşüm olsun! Doğurmamalıydı beni doğuran, birleşmemeliydim birleştiğimle, öldürmemeliydim öldürdüğümü…” Kral Oidipus, Yunan tragedyaları arasında pek çok disiplini etkilemiş temel metinlerden biri. Freud’un geliştirdiği “Oidipus Kompleksi” kuramının arkasındaki hikâye de bu tragedya. Sophokles’in aktardığı bu mit aslında çok daha eski, Antik Yunan dünyasında seyircilerin zaten bildiği bir hikâye. Oyun da zaten olayların neredeyse ortasından bir sahneyle açılır (ayrıntıları daha sonra öğreniriz). Ancak çevirmenimiz Bedrettin Tuncel metnin başında okuyucuya tüm hikâyeyi aktarır. Böylece tragedyanın ilk seyircileri gibi biz de sahneye aslında sonunu bilerek başlarız. Bildiğimiz olayların nasıl kaçınılmaz hâle geldiğini okuruz. Oidipus, kralı olduğu Thebai kentini saran veba salgınının nedenini bulmak için gerçeğin peşine düşer. Ama araştırdığı şey giderek onu kendi hayatının merkezine doğru çeker. Bir kehanetten kaçmaya çalışırken kaderine doğru farkında olmadan attığı adımlarla ilerler. Oyun boyunca birkaç kişi onu durdurmaya çalışır, sorular sormaktan vazgeçmesini ister. Oidipus ise geri adım atmaz. Aslında Oidipus’un babası da kaderden kaçmaya çalışır. Kehanet ona da söylenmiştir ve gerçekleşmesini engellemek için doğan oğlundan kurtulmaya çalışır. Ama o da kaderden kaçamaz. Baba hiç doğurmamayı, oğul hiç öldürmemeyi seçseydi kehanet yine gerçekleşir miydi? Annenin konumu daha da pasiftir. Olaylara müdahale etme fırsatı neredeyse hiç yoktur. Ancak gerçek ortaya çıktığında kendi sonu için ipleri eline alır. Oidipus ise gerçeği öğrendiğinde bugüne kadar göremediklerine artık bakamayacağını anlar. Gerçeği arayan Oidipus sonunda onu bulur, ama bazen hakikati görmek için gözlerini kaybetmek gerekir. Adaleti arayan bu kral, aslında kendi hükmünü verir.
Kral OidipusSophokles · Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları · 201911,3bin okunma
·
18 Gösterim
Yorumlar
Lütfen giriş yapınız.