#pandadiyorki Cadı
Kocasının zamansız ölümüyle dul kalan Fikriye hanım, tek çocuğuyla dayısının ve yengesinin yanına sığınır. Bu durumdan son derece rahatsız olan yenge Emine Hanım'ın tek gayesi, Fikriye'yi bir an evvel tekrar evlendirmektir. Fikriye hala kocasının yasını tutarken Emine hanım son hız çöpçatan kadınlarla talip avına çıkar. Amacına ulaşır da. Naşit Nefi Efendi, Fikriye hanıma talip olur. Fakat bu adamın bir kusuru vardır. Söylenene göre ilk eşi Binnaz vefat etmiş ve bir şekilde hortlamıştır. Bununla da kalmayıp Naşit Nefi Efendi'nin evlendiği kadınları korkutuyor, taşlıkta boğuyordur. Bunu duyan Fikriye hanım bu işin doğrusunu öğrenmek için Naşit Nefi Efendi'nin kendini bu feci sondan kurtarmayı başarmış eşlerinden birinin kapısını çalar.
Hüseyin Rahmi Gürpınar’ın “Cadı”sı, batıl inançların ve dedikodunun insan hayatını nasıl yönlendirebildiğini ince bir mizahla hem anlattığı hem eleştirdiği bir roman. Dönemin bu konudaki tutumunu öyle bir anlatıyor ki bütün ciddiyetin içerisinde bir gülecek gibi oluyorsunuz. Bir yandan da topluma, ülkenin o dönem ki yapısına şöyle bir taş atmaktan da geri durmuyor. Kadın erkek ilişkilerine dair yorumları ise nefis. Tüm bu gözlemleri kurguya öyle ustalıkla yediriyor ki hayran olmamak elde değil. Öyle büyük bir keyifle okudum ki… Kana kana, her cümlesini sindire sindire. Bir hayaletin mektubunda bile dünyanın gidişatına dokundurduğu taşlar... Hiç beklenmedik anlarda ortaya çıkan, zamanının ötesinde felsefik tartışmalar... Bir bakmışsınız dönemin sanata bakışına bile ince bir eleştiri iliştirilmiş.O kadar sürprizlerle dolu bir kitap ki hangi köşede neye isabet edeceğiniz meçhul. Sondaki o uzun mektup ise bütün düğümleri çözmesiyle gerçekten çok etkileyiciydi. Ama yine de Naşit Nefi Bey’in elinde kalan şu acı gerçek zihinde yer ediyor:
Gerçekler er ya da geç ortaya çıkar… ama eğer iş işten çoktan geçmişse, bunun ne faydası var?
Siz hiç Hüseyin Rahmi Gürpınar okudunuz mu? Okuduysanız en sevdiğiniz kitabı hangisi?