Ayşe Kulin bu kitapta Atatürk’ün hayatını kronolojik bir biyografi gibi anlatmıyor. Bunun yerine, Atatürk’ün yaşamındaki önemli dönemeçleri, kişiliğini ve insan yönünü çocukluktan başlayarak daha anlatısal ve duygusal bir dille ele alıyor. Özellikle onun yalnızlığı, sorumluluklarının ağırlığı ve bir ülkeyi yeniden kurma sürecindeki iç dünyası hissediliyor.Özel hayatını,pişmanlıklarını hatta öz eleştirisini de Atatürk'e kendi ağzından yaptırması usta bir yazar olduğunu ortaya koyuyor ama bir taraftan da rahatsız edici gerçekten Atatürk’ün düşüncelerini asla bilemeyiz!Kendi düşüncelerini kesin gibi Atatürk’ün ağzından anlatmadı hiç hoş değil başka hayali karakter olsa güzel olabilirdi ama burda asla!!Aşk hayatının özellikle bu kadar üzerinde durulması ve yorumlar saçmalıktı..Böyle zamana da ters algılanabilir ve kullanılabilir..Çok edebi bir eser niteliğinde değil.Teklif üzerine yazmış bu romanı ama çok derine inmeden sanki geçiştirmiş bu bile Atatürk e haksızlık bence..
Kitabın en güçlü tarafı şu:
Atatürk’ü sadece tarih kitaplarında gördüğümüz bir lider olarak değil, düşünen, sorgulayan, fedakârlık yapan ve çoğu zaman yalnız kalan bir insan olarak göstermesi.
Atatürk’ün insani yanlarını ele alması güzel, ne kadar hayatı dramatik ve yalnız olsa da..belki büyük bir Öndere dönüşmesini de bunlar sağladı diye düşünüyorum.Ama Atam keşke çok daha mutlu olsaydı Şu an bile o dönem de aldığı kararlar, devrimler ve ilerici düşünceleriyle ışık tutmayı hatta daha da ileriyi görmeyi başarmış!! Ama bizler emanetini iyi koruyormuyuz orasını düşünmeliyiz!