Sevilay ile yine çok güzel bir ortak okuma yaptık.
Farklı şehirlerde olsak da aynı sayfalarda buluşmak, aynı cümlelerin altını çizmek ve sonra o duygular üzerine konuşmak gerçekten çok kıymetli. Bazen birimiz bir satıra takılıyoruz, bazen diğerimiz bambaşka bir yerden yakalıyor kitabı… İşte ortak okumanın en güzel tarafı da bu.
Bu kez yolumuz
Bahçıvan ve Ölüm kitabında kesişti. Kısacık bir kitap ama içinde insanı uzun uzun düşündüren bir sessizlik var. Birlikte okuyunca o duygular daha da derinleşti diyebilirim.
Kitabın en çok hoşuma giden tarafı bahçıvan metaforu oldu.
Bahçıvan nasıl toprağa emek verir, bir tohumu büyütür, çiçeğe dönüştürürse; hayat da biraz böyle aslında. İnsan sevdiklerini büyütüyor, hatıralar biriktiriyor… ama bir gün o bahçeden ayrılma vakti de geliyor.
Kitap boyunca insan ister istemez şu duyguyu hissediyor:
Hayat bir bahçe gibi… biz de o bahçede hem bahçıvanız hem de bir gün toprağa karışacak birer çiçek.
Özellikle bahçıvan ile ölüm hikâyesi çok düşündürdü beni. Ölümden kaçtığını sanan insanın aslında bazen kaderine doğru koşması… gerçekten insanın içinde tuhaf bir sessizlik bırakıyor.
Kısacası bu kitap yüksek sesle değil ama çok derinden konuşan bir kitap. Okurken biraz durup düşünmek, biraz da hayatın kıymetini hatırlamak istiyor insan…
Bahçıvan ve ÖlümGeorgi Gospodinov · Metis Yayınları · 202514bin okunma