·416 syf.··Beğendi
···Okunma: 05 Mart 2026 12:59 Ah kalbim! Bu kitabı seveceğimi hissediyordum ama bu derece sevmek benim için de beklenmedik oldu.
Miller'ın babası ve Kai ile Isaiah'ın beyzbol koçu olan Monty ile serinin önceki kitaplarında karşılaşmıştık ve hem kızıyla olan ilişkisi hem de oyuncularıyla kurduğu bağla kendisine hayran bırakmayı başarmıştı. 4. kitapta seriye dahil olan ve azıcık sahnesiyle bile sevgimi kazanan Reese ile de aralarında acayip bir gerilim vardı. Tabii bu gerilimin bir ilişkiye dönmesi söz konusu değildi çünkü hem anlaşamıyorlardı hem de Reese takımın, doğal olarak da Monty'nin patronu olduğu için bu pek etik olmazdı. Ama ateşle barut yan yana duramadığı için etik değerlerin yıkılması işten bile olmadı.
Bu ikiliyi o kadar sevdim, o kadar sevdim ki anlatamam. Ruh eşi diye bir kavram olmasa Reese ile Monty yine de birbirinin ruh eşi olurdu. Erkek egemen bir sektörde tüm eleştirilere rağmen yoluna devam eden Reese'in tek ihtiyacı ona inanan ve onunla birlikte savaşan biriydi ve o kişi Monty'nin ta kendisiydi. Hayatı boyunca herkesle yalnız başına ilgilenmiş Monty'nin tek ihtiyacı ise Reese'di ve hayatına onun girmesiyle ilk kez Monty'i de biri gözetmeye başladı. İşin güzel yanı, birbirlerini aradıklarını bile bilmiyorlardı, ta ki bulana kadar. İkisi de yalnız hayatından memnundu ama ilişkileri başlayınca ve eksik parçalarının bir araya geldiklerinde tamamlandığını fark edince harika bir çift oldular. Yaşları itibarıyla da gayet olgun davrandılar, özellikle ilişkilerindeki düğümü çözme şekillerini çok beğendim. Bir de Monty'nin ben dahil herkes için Monty'ken, Reese için Emmett olmasından çok hoşlandım. Bir çifti sevince en ince detaylara bile şu şekil düşüyorum, evet. Bu ikili favori Liz Tomforde çiftim oldu ve bunun kolay kolay değişeceğini hiç sanmıyorum.
Ayrıca bir spor romantizmi olarak kitabın spor kısmı da çok başarılıydı. Futbolu ve basketbolu severim ama beyzbola dair hiçbir ilgim ve bilgim yok. Buna rağmen seride en çok beyzbolcuları sevdim ve ne olup bittiğini anlamasam da maçlarını heyecanla okuyup bu sporun hayranıymışım gibi hissettim. Yazara helal olsun diyorum. İyi bir spor romantizmi tam da böyle olmalı işte.