Behiç Ak’ın kaleme aldığı Güneşi Bile Tamir Eden Adam, modern tüketim toplumunun bozulunca at felsefesine karşı, onarmanın ve anıların değerini savunan sıcacık bir mahalle hikâyesidir. Eskici Kadir Bey’in, sadece eşyaları değil, o eşyaların içine sinmiş yaşanmışlıkları da sabırla tamir etmesi; aslında kopan toplumsal bağları ve yitirilen samimiyeti yeniden kurma çabasını simgeler. Her şeyin hızla eskitildiği ve yenisiyle değiştirildiği bir dünyada, bir radyonun sesini ya da bir sandalyenin ayağını onarmanın aslında hayata tutunmak olduğunu naif bir dille anlatır. Kitap, çocuklara sürdürülebilirlik ve tutumluluk gibi kavramları didaktik olmadan aşılarken, yetişkinlere de eşyaların bir ruhu olduğunu ve onlara gösterilen özenin aslında kendimize gösterdiğimiz özene eşdeğer olduğunu fısıldar.