Puan vermedi·147 syf.····Okunma: 07 Mart 2026 01:49 𝙀𝙇𝘼
Bazen bir kitabı görünce kapak tasarımı hemen beni kendine çekiyor. Bu kitapta da tam anlamıyla böyle oldu...
Bazı kitaplar vardır, okurken satır aralarında gerçek hayatın izlerini hissedersiniz. Yazarımız da zaten bu ilk kitap çalışmasında gerçek hayattan yaşanmışlıklar ile kurgusunu harmanlamış. Belki de onun için , satır aralarında durup düşünmeye sevk ediyor.
İlk kitapların kendine has bir yol arayışı olur ,günahı olmaz derler...
Kalemi güzel ve alt metin kurma çabası dikkat çekici. Bu yüzden ilerleyen kitapların da çok daha güçlü kitaplar ile okurları ile buluşacağını düşünüyorum...
Geçmiş zaman ve günümüz eksenin de, karakter ve yazar diliyle bir anlatım şekli kullanmış.
Psikoloji ve Polisiye türünü harmanlanmış. Sanki yazar, her türden bir tutam bırakmak istemiş.
Kitabın temasında sevgi/sizlik, değersizlik duygusu ve insanın içinde büyüttüğü kırıklar, görünmeyen yaralar gibi insanı duygular üzerine düşündüren taraflar var. Bu yönüyle teması güçlü. Ancak okuma sürecimde kurgusal akış ve anlatımda yer yer bazı kopukluklar hissettim. Bazı geçişler daha güçlü kurulabilirmiş gibi geldi bana ve bu da açıkçası okumamı oldukça yavaşlattı. Hikayenin temel fikri ve alt metni güzel olsa da işleniş kısmında zaman zaman tökezleyen bir anlatım vardı diyebilirim...
Firdevs'in teyzesin de kaldığı bir gece, evinde çıkan yangında annesi yaralı ,babasının ise cenazesi çıkıyor küle dönen evden...
Yangından sonra annesiyle hayata tutunma mücadelesi verirken; 10 yıl aradan sonra, bir gün gizemli biri tarafından babasının günlüğü ona ulaşıyor. Günlüğü okudukça hem geçmişin sır perdesi aralanıyor hemde babasının başına gelenleri anlamak için bir kapı aralanıyor...
Annesi Ela, babası Feridun ve Firdevs bu hikayenin şekillenmesinde bakalım neler yaşadı...