Ahmet Ümit bu romanda yalnızca bir polisiye hikâye anlatmıyor; aynı zamanda geçmişle bugün arasındaki ince bağı sorguluyor. Mitoloji, tarih ve modern suç dünyasını bir araya getirerek okuru hem düşündüren hem de sürükleyen bir atmosfer kuruyor.
Romanın en güçlü yanı, “tanrıların kaybolduğu bir dünyada insanın kendini tanrı yerine koyma arzusu” fikrini hissettirmesi. Bu yüzden kitap sadece bir cinayet hikâyesi değil, aynı zamanda güç, inanç ve insan doğası üzerine karanlık bir sorgulama.