·368 syf.··Beğendi
···Okunma: 07 Mart 2026 21:25 Bu kitabı okurken hem eğlendim hem hüzünlendim hem de zaman zaman sinirlendim diyebilirim. Duygusal tarafı güçlü ama bir o kadar da eğlenceli bir hikâyeydi benim için.
Öncelikle büyükanne Louise… Gerçekten kitabın yıldızıydı. Ölümcül bir hastalığı olduğunu bilmesine rağmen hayata sımsıkı sarılması, “ölmeden önce yapılacaklar” listesini tek tek gerçekleştirmesi, korkusuzluğu ve o muzip tavırları… Onu okurken sürekli yüzümde bir gülümseme vardı. Hatta itiraf edeyim, Nora ile olan dostluğunu Beck ile olan romantik ilişkiden daha çok sevdim. O kadın dayanışması, o sırdaşlık çok güzeldi.
Beck karakteri ise beni en çok duygusal anlamda etkileyen kişi oldu. Büyükannesine olan düşkünlüğü, onu kaybetme korkusu, çaresizliği… Dışarıdan güçlü, kontrolcü bir iş adamı gibi görünse de içinde kırılgan bir taraf vardı. Nora’ya karşı hissettikleri de zamanla yüzeysellikten çıkıp daha derin bir yere oturdu. Bence daha çok seven ve daha çok mücadele eden taraf Beck’ti.
Nora’ya gelirsek… Onu anlamadım değil. Geçmişi ve taşıdığı yükler, neden bazı kararları aldığını açıklıyor. Ama yine de “karşı taraf adına karar verme” meselesine biraz mesafeliyim. İyilik için bile olsa birini dışlamak bana hep biraz bencilce geliyor. Yine de karakterin güçlü ve ayakta duran yapısını sevdim.
Kitabın başlarında ilişkinin fazla tensel başlaması beni biraz düşündürdü. Açık konuşmalar ve sürekli bel altı espriler bir noktadan sonra yorucu geldi. Beklenti tek gecelik bir şey olduğu için başta mantıklıydı ama keşke duygusal bağ daha erken ve daha yoğun işlenebilseydi. Yine de hikâye ilerledikçe duygular ağır basmaya başladı ve o noktada kitap beni içine aldı.
Ortaya çıkan o gizli bağlantı kısmı ise gerçekten şaşırtıcıydı. Tahmin ettiğim gibi çıkmadı ve bu sürprizi sevdim. Ayrıca Jack karakteri de hikâyeye renk katmıştı; onun hikâyesini okumayı isterdim.
Sonu güzel bağlandı ama keşke zaman atlamalı kısa bir epilog olsaydı. Nora ve Beck’in birkaç yıl sonrasını görmek isterdim. O eksikliği hissettim.
Genel olarak; aşk, kayıp, aile bağları ve hayatın değerini hatırlatan, yer yer eğlenceli yer yer hüzünlü bir romantik hikâyeydi. Büyükannenin hayata meydan okuyan enerjisi kitabın en güçlü tarafıydı.
“Her gün pek çok şey ters gidebilir. Hayat bu. Şanslarla ve iniş çıkışlarla doludur.”
Benim için keyifli bir okuma oldu. Vi Keeland’ın kalemini zaten seviyorum ama bu kitapta duygusal tarafı biraz daha ağır basıyordu. Eğer romantik ama içinde aile bağı ve hayat dersleri de olsun diyorsanız, şans verilebilir bir kitap.