·128 syf.··Beğendi
···Okunma: 07 Mart 2026 23:29 Bazı kitaplar önerilmez; insan onları rafta bulur. Bu kitapla da tam olarak böyle karşılaştım. Kimse önermedi. Bir rafta duruyordu ve sanki bana ‘merhaba’ dedi. Ben de o merhabaya karşılık verdim.
Deli Çocuğun Güncesi benim için bir hikâyeden çok insanın kendiyle yaptığı bir iç sohbet gibiydi. Yer yer bir yüzleşme, yer yer kendinle yapılan bir hesaplaşma… Ama en çok da insanın kendi iç sesini dinlemesi.
Yazarın dili alaycı, yer yer sarkastik ama aynı zamanda samimi. Sayfalar ilerledikçe hiç sıkılmadım, hiç yorulmadım. Aksine o iç sesin akışına kapıldım. Okurken birinin zihninde dolaşıyormuş gibi hissediyorsunuz. Özellikle ‘İçimdeki Kafka’ bölümünde geçen “İçimde Kafka'nın ruhunu taşımak, paragraflarıma bir palyaçonun boyalı gözyaşlarını döküyordu.” cümlesi, yazarın iç dünyasını çok güzel anlatıyor ve insan ister istemez Franz Kafka ile kurduğu o içsel bağı hissediyor.
Kısacası; alaycı, sarkastik, samimi, fikirleri güçlü ve okunmaya gerçekten zaman ayırmaya değer bir kitap.
Ben bu kitabı seçmedim; o beni seçti. İyi ki de seçmiş.