Kara mizahın en çarpıcı örneklerinden biri olan bu roman, trajik olanı komik olana çevirerek tüketim toplumunun ve karamsarlığın absürt bir eleştirisini yapıyor. Ölümün bir ticaret koluna dönüştüğü, her şeyin karanlık ve gri olduğu bir dünyada, hayata neşeyle bakan bir çocuğun doğması sistemin tüm dişlilerini bozuyor. Yazar, Tuvache ailesinin melankolik işleyişi üzerinden, aslında umudun ve yaşam sevincinin ne kadar "yıkıcı" ve "devrimci" bir güç olabileceğini gösteriyor. "Ölmek mi daha zor yoksa böyle bir dünyada her şeye rağmen gülümsemek mi?" sorusunu sorduran kitap, okuyucuyu en karanlık anlarda bile içindeki o "küçük Alan"ı bulmaya davet ediyor.