·524 syf.····Okunma: 07 Mart 2026 00:00 Son zamanlarda dizisinin yayınlanmasıyla popüler olan Masumiyet Müzesi kitabını, Nobel ödüllü yazarının hatrına önce kesinlikle kitabı okunmalı düşüncesiyle okumuş bulundum. Ne desem nasıl başlasam bilmiyorum. Bir kitabın ana karakterini sevmek kolay nefret etmek zordur. Kemal ile zoru başarmış olmanın huzursuzluğu içerisindeyim.
"Gelmiş geçmiş en iyi aşk romanı" yorumları yapılan bu kitabın başından sonuna kadar bir yerlerde aşk kırıntıları aradım. Takıntılı bir ruh hastasının kendine ve etrafındakilere dünyayı dar ederken adına aşk acısı dediği sadistçe zevkten başka birşey bulamadım maalesef.
Nişanlısıyla evlenip, şanına yakışır bir aile kurup sosyetenin gözde çifti olma hayallerinin yanında cinsel bir obje gibi gördüğü kendinden yaşça küçük Füsun'u metres yapabilmek için gece gündüz kurduğu hayaller mide bulandırdı. Füsun'un anne-babasına ayrıca sinirliyim o konuya hiç girmiyorum. Yaklaşık 300 sayfası kendini tekrar eden bu kitabı bitirebilmek için resmen acı çektim.
Şimdi bu kitabın dizisini milyonlar izliyor. Bütün sapkınlıklar, kadınların metalaştırılması, yanlışlar, sırf zenginler diye hak görülen küçük yaşta metresler normalleştiriliyor.
Dünya Kadınlar Günü'nde bu yorumu yazıyor olmak oldukça üzücü.. Ben hayali bir karakter de olsa hemcinsimle empati kurabiliyor ve bu zihniyetten utanıyorum. Küpesini bile fark etmeyen adamlar uğruna kendi canına kıyabilen kadınların azalıp, herşeyden önce kendilerini sevmesi ve kimsenin bir damla sevgisine muhtaç hissetmemesi dileklerimle...