Bazı kitaplar vardır…
Okumazsınız, hissedersiniz.
İşte bu kitap tam olarak öyle.
Ali’nin küçük yaşta sert rüzgârlara karşı verdiği mücadele, insanın içini sızlatıyor ama aynı zamanda umutla dolduruyor.
Kırılmaktan korkmayan bir kalbin büyürken nasıl güzelleştiğini görmek…
insanın kendi içindeki çocuğa dokunuyor.
Kelebek’le gelen o gençlik aşkı ise o kadar saf, o kadar içten ki…
Okurken ilk kalp çarpıntınızı yeniden hissediyorsunuz.
Aşkın sadece bir duygu değil, insanı yeniden kuran bir mucize olduğunu hatırlatıyor.
Serdar abi karakteri ise kitabın en güçlü yanlarından biri.
Dostluğun, aile olmanın, yol göstermenin ne demek olduğunu derinden hissettiriyor.
Bu roman;
Aşkı
Dramı
Azmi
Dostluğu
Fedakârlığı
bir arada sunuyor ama bunu yaparken asla abartıya kaçmıyor. Gerçek, sade ve dokunaklı…
Ve o son…
Gerçekten beklenmedik bir dönemeç.
Direksiyon kalbe kırılıyor ama geri dönüş yok.
Eğer kalbinize dokunan, sizi geçmişe götüren ve biraz da içinizi burkan bir hikâye arıyorsanız, bu kitap tam size göre.