·176 syf.····Okunma: 08 Mart 2026 19:19 Falih Rıfkı Atay'ın Zeytindağı'nı okumak, tarih kitaplarındaki o yaldızlı zaferlerin ve marşların bittiği yerde, buz gibi ve kahredici bir gerçeklikle yüzleşmek demektir. Bu kitap sıradan bir anı derlemesi değil; koca bir imparatorluğun, liyakatsizliğin ve altı boş hayallerin kurbanı olarak nasıl paramparça olduğunun makyajsız bir kaza raporudur.
Kitabın en sarsıcı tarafı, yazarın olayları süslemeye veya kahramanlık destanları yazmaya yeltenmemesidir. Ortadoğu coğrafyasında, uğruna milyonlarca şehit verdiğimiz topraklarda aslında ne kadar yabancı olduğumuzu, oraları ne sömürgeleştirip ne de vatanlaştırabildiğimizi "sütü kanı ile karışık emilen sağmal" benzetmesiyle adeta yüzümüze çarpar. İttihatçıların o "pomatlı kafalarla" İstanbul'da kurduğu romantik Turan ve İslam emperyalizmi hayallerinin faturasını, Sarıkamış'ın buzlarında veya Medine'nin kızgın kumlarında açlıktan çürüyen Anadolu çocuklarının ödediğini okumak, insanın kelimenin tam anlamıyla burnunun direğini sızlatıyor.
Özellikle kitabın 116-118. sayfaları arasındaki o meşhur "Allahaısmarladık" ve "Ahmet" bölümleri... Yemen'in nerede olduğunu bile bilmeyen, tifüsten veya iskorpitten kırılan o isimsiz Anadolu çocuğunu paşaların kumar masasında nasıl kaybettiğimizi anlatan o satırlar, edebiyatımızın en ağır hüznünü taşıyor. O sayfaları okurken gözlerinizin dolmaması imkânsız.
Kitap, "din kardeşliği" efsanesini de sosyolojik bir neşterle kesip atıyor. Çöl bedevisinin İngiliz altını karşısında ihanetini, "altın ve kıymetli taştan başka dinleri yoktu" diyerek; çöle henüz devletten veya ahlaktan çok daha büyük bir kudretin, yani paranın girdiğini çok net özetliyor.
Falih Rıfkı bütün bu çöküşün ve yıkımın içinden tek bir rasyonel reçete çıkarıyor: Mustafa Kemal Atatürk'ün vizyonu. "İlim ve vatan adamı olun" diyen o kurucu iradenin, romantik hayaller yerine neden Anadolu'ya ve o isimsiz "Ahmetlere" dönmemiz gerektiğini nasıl kavradığını bu kitabı okuyunca çok daha iyi anlıyorsunuz.
Tarihi hamasetle değil, acımasız gerçeklerle okumak isteyen, "Biz nerede hata yaptık?" sorusuna cesurca cevap arayan herkesin, o Zeytindağı'ndan esen soğuk rüzgârı ruhunda hissetmesi gerekir.