Faciolince’nin "Apartamiento" kâbusu, Dante’nin cehennemini alıp üzerine yüksek gerilim hatları ve elektronik sensörler çekmek gibi bir şey. Paradiso'daki steril cennetin hemen dibinde, polisin bile girmekten çekindiği "Cehennemin Ağzı"nın bulunması tam bir yapısal trajedi; ama kabul edelim, bu coğrafi kast sistemi tam bir mühendislik harikası. Siete Sabios (Yedi Bilgeler) konseyi ise toplumsal eşitsizliği ilahi bir kader gibi sunan o klasik otoriter tiyatronun en absürt versiyonu.
Umutsuzlar Şelalesi’ne "romantik intihar mekanı" süsü verip orayı bir ceset çöplüğüne çevirmek ise distopya tarihinin en "yaratıcı" ama karanlık temizlik hamlesi olabilir. Jacobo Lince gibi bir sahafın bu rasyonel kaosun ortasında sürgünü seçmesi, aslında bir eylemsel yenilgi değil; entelektüel hafızayı kurtarma girişimi. Bu "Alef-Şehir", küresel sefaleti tek bir mercek altında toplarken bana hem yapısal bir sarsıntı hem de o bildiğimiz absürt kahkahayı attırdı. Bu toplumsal laboratuvar, modern dünyanın sınırlarla bölünmüş o amansız doğasını anlamak için harika bir "kontrol noktası" oldu.