#dönmedolap
Daha ilk sayfalardan itibaren Güneş’in yaşadığı acının, öfkenin ve hayal kırıklığının içine çekiliyorsunuz. Annesini kaybettikten sonra hem kendi duygularıyla hem de küçük kardeşi Ada’yı ayakta tutmaya çalışması insanın içini burkuyor. Okurken sadece bir hikaye okumuyorsunuz, sanki birinin hayatına tanıklık ediyorsunuz.
Kitabın en vurucu kısmı ise aile içindeki kırılmaların çok gerçek bir şekilde anlatılması. Güneş’in babasına karşı duyduğu öfke, yaşadığı hayal kırıklığı ve “artık hiçbir şey eskisi gibi olmayacak” duygusu sayfalardan resmen taşıyor. Özellikle o yüzleşme sahneleri insanı hem sinirlendiriyor hem de karaktere karşı güçlü bir empati kurduruyor.
Ama hikaye sadece acıdan ibaret değil. Güneş’in kardeşi Ada’ya olan sevgisi ve Kerem’in onun yanında oluşu hikayeye umut da katıyor. Bazen bir insanın ayakta kalmasını sağlayan şey büyük mucizeler değil, sadece yanında duran birkaç kişi oluyor.
Genel olarak “Dönme Dolap”, aile ilişkileri, kayıp, ihanet ve yeniden ayakta kalma gibi güçlü temaları işleyen etkileyici bir roman. Okuru hem duygulandıran hem de düşündüren bir hikaye sunuyor. Özellikle genç bir karakterin gözünden anlatılması, kitabı daha samimi ve gerçek kılıyor. Sayfalar ilerledikçe insanın aklında tek bir soru kalıyor: Hayat gerçekten bir dönme dolap gibi mi, yoksa biz mi o döngünün içinde kayboluyoruz?
Burcu Parlak Sağsöz