Türkan Saylan bu ülkenin, bu genç Türkiye Cumhuriyeti'nin şüphesiz en önemli kadınlarından biriydi.
Şu an genç nesilin hiç görmediği toplumsal yara, cüzzam (lepra) hastalığının ülkeden silinmesini sağlamış bir kadın doktordu. Ülkenin her yerinde cüzzamla mücadele için çok çalıştı.
Kız çocukların okumasını istemeyen, onları hor görenlere savaş açtı, çocukları okuttu, burs verdi, sahip çıktı. Cehaleti yenmek için uğraştı.
Ama Türkan Saylan da insandı. İki kez vereme yakalanmasına rağmen fakülteyi bitirdi, ihtisas yaptı. Evlendi, boşandı, çocuk yetiştirdi, burs aldı, yurt dışına gitti, geldi, doçent, profesör oldu, kanser oldu. Bunlar insanların başına gelir.
Onun gücü, bir terör örgütünün devleti kandırıp ele geçirmeye çalıştığı dönemde bile onlara karşı durmasıydı. Ülkenin o karanlık günlerindeki bu kumpas, sonradan anlaşılsa da ne yazık ki bir özür bile dilenmeden göçtü bu dünyadan.
Ayşe Kulin, o güzel üslubuyla Türkan hocanın hayatını daha duygusal taraftan, kadın olmanın zorluklarını ön plana çıkararak anlatıyor. Herkesin, özellikle tüm kadınların okuyup ders çıkarması gereken muhteşem bir biyografi.