ŞEHADET - BAYRAK İÇİN
10/10
·752 syf.··
Beğendi
·
2026 7. kitabı
Selam dostlarım Sadece bir bakışın, insanın tüm geçmişini tek celsede silebileceğine inanır mısınız? Ben bu kitabı bitirene kadar inanmazdım. O barda, sahnede bagetleri eline alan o adamın ritmiyle Selin’in omuzundaki gelincik dövmesinin çarpıştığı o saniye... İşte orada benim için dünya durdu. Hani o devasa, her sayfası emek ve yaşanmışlık kokan kitabı elime aldığımda "Eyvah, ben bu koca dünyanın içinden nasıl çıkacağım?" demiştim; ama sayfalar akmaya başladığında resmen Selin ve Murat’ın (Mubuka) o ateşli, o kemik kemiğe tutkusunun içinde kavruldum kaldım. Bu sadece bir aşk hikayesi değil; bu, iki darmadağın ruhun birbirinin söküğünü dikme, birbirinin yarasına merhem olma savaşı. Selin... Benim dertli ama bir o kadar da dik duruşlu Gelinciğim. Onu anlamak için sadece "hemşire" deyip geçmek büyük haksızlık. Selin’in yaşadığı durum aslında tam bir duygusal hayatta kalma mücadelesi. İzmir’in o konforlu, her istediğinin önüne geldiği hayatını elinin tersiyle itip Ankara’nın o gri ayazında nöbetten nöbete koşması aslında bir özgürlük şovu değil; o bir kaçış. Geçmişte o Ata denilen şahsın ruhunda açtığı o derin gedik, Selin’i resmen insanlara karşı buzdan bir kale örmeye itmiş. Kimseye güvenmiyor, kimseyi o kalenin içine almıyor çünkü tekrar o "değersizlik" ve "hiçlik" kuyusuna düşmekten ölesiye korkuyor. Omuzundaki o gelincik dövmesi aslında "Bakmayın narin durduğuma, toprağımdan koparırsanız canınızı yakarım" diyen sessiz bir çığlık. Selin aslında sevilmekten değil, sevildiğine inanıp tekrar yarı yolda bırakılmaktan korkan, ruhu her saniye tetikte bir vaka gibi. Kendi ayakları üzerinde durma hırsı, aslında içindeki o kırılgan kızı korumak için ördüğü devasa bir zırh. Ve sonra Murat Burak (Mubuka) giriyor kadraja... Ya yazar sen nasıl bir karakter yarattın böyle? Özel Kuvvetler üsteğmeni dediğin adamdan beklediğin o dümdüz, sert asker kalıplarını almış, üstünde solo atmış resmen. Murat’ın yaşadığı durum tam bir "feda edilmiş hayat" hikayesi. Bir yanda barut kokulu, disiplinli, duygularını dondurmuş bir asker; diğer yanda sahnede bagetlerle devleşen, hayalleri yarım kalmış bir sanatçı ruhu. Murat aslında kendi arzularını vatanı için gömen bir adamın, Selin’in omuzundaki o gelincikte kaybettiği tüm estetik değerleri, tüm o naifliği bulması demek. Selin’in avucuna numarasını yazıp gitmesi basit bir çapkınlık değil; "Ben senin geçmişindeki o korkak gölgelere benzemem, ben buradayım ve senin o yıkılmış güvenini tek tek onarmaya geldim" demenin en delikanlı ve en sarsılmaz yolu. Murat, Selin'in o buzdan duvarlarını balyozla değil, sarsılmaz bir sadakatle yıkıyor. Aralarındaki o çekim, aslında iki yaralı ruhun birbirini iyileştirme süreci. Murat’ın operasyonun orta yerinde, etrafında mermiler uçuşurken bile "Selin aç kalmasın" diye ona yemek siparişi göndermesi... Ya şaka mı yapıyorsunuz? Bizimkiler yan odadan su getirmeye üşenirken, adam dağ başından koordinatla yemek organize ediyor! Bu sadece romantizm değil; bu Selin’in o yıllardır aşamadığı "terk edilme" ve "yetersizlik" korkularını tek tek silen muazzam bir güven operasyonu. Hatta birbirlerini telefona #dert ve #derman diye kaydetmeleri... İlk başta "hadi canım" diyorsunuz ama o karakterlerin içsel savaşlarını, birbirlerini nasıl tamamladıklarını görünce "Tam da bu!" diyorsunuz. Murat, Selin'in o Ata’dan kalan kırık dökük yanlarına, o iyileşmez sanılan yaralarına resmen pansuman oluyor. Selin ise o katı bağımsızlık zırhını çıkarıp, teslim olmanın aslında bir güçsüzlük olmadığını Murat’ın o sarsılmaz duruşu sayesinde öğreniyor. Yazarın o kalemine, karakterlerin en kuytu duygularına kadar inen o anlatımına şapka çıkartıyorum. Bu kadar hacimli bir eseri, bir saniye bile sıkılmadan, karakterlerle beraber o acıları çekip beraber nefes alarak bitirmek her babayiğidin harcı değil. Yan karakterlerin, Oğuz'un o sadık dostluğu, Canan'ın yarattığı o tesadüfler zinciri... Her şey o kadar gerçek, o kadar "insan" ki. Eğer gerçekten sarsılmak, sadakatin o en saf halini görmek ve bir kurdun gelinciği nasıl sahiplendiğine şahit olmak istiyorsanız; kendinizi Mubuka’nın o iyileştirici ritmine bırakın. Yazarım, kalemine sağlık; bize aşkın sadece bir duygu değil, birbirini ayağa kaldırma süreci olduğunu bu kadar derinden hissettirdiğin için...
Şehadet - Bayrak İçinTuğçe Aksal · Parola Yayınları · 202622 okunma
·
38 Gösterim
Yorumlar
Lütfen giriş yapınız.