Gönderi

Puan vermedi·200 syf.··
2026 2. kitabı
·
3 günde okudu
·
Okunma: 24 Şubat 2026 00:00
Şermin Yaşar’ın bu kitabını okurken şunu düşündüm: Hepimizin çevresinde vardır ya, hani her hafta sonu anne babasının evinde toplanan, dışarıdan bakınca "Ne güzel, ne kadar bağlılar birbirlerine" dediğimiz o kalabalık aileler... İşte bu kitap o sofraların aslında ne kadar sessiz çığlıklarla dolu olduğunu anlatıyor. Hikayede üç tane erkek kardeş var. Dışarıdan bakınca her şey tıkırında, herkesin tuzu kuru sanıyorsun. Ama aslında her birinin içinde fırtınalar kopuyor. En acısı da ne biliyor musun? Bu kardeşler birbirlerini hiç tanımıyorlar. Her biri kafasında bir senaryo yazmış; "Abimin durumu iyi, o annemin gözdesi", "Küçük kardeş zaten kafasına göre yaşıyor" diye birbirlerini yaftalayıp duruyorlar. Halbuki otursalar, bir gün dürüstçe içlerini dökseler, aslında hepsinin ne kadar büyük dertleri olduğunu ve hiçbirinin o hayatın içinde gerçekten mutlu olmadığını görecekler. Bir de anne figürü var ki, insanın içini sızlatıyor. Geçmişte yaşanan bir olay her şeyi altüst etmiş. O kırılma noktasından sonra anne, büyük oğlunu resmen pamuklara sarmış, her şeyine koşturmuş ama diğer iki oğluna o bekledikleri sevgiyi bir türlü verememiş. Çocuklar da bu sevgi açlığıyla büyümüşler; kimi annesinin istediği hayatı yaşayıp mutsuz olmuş, kimi de abilerinin başına geleni görüp sırf kurtulmak için apar topar evlenmiş. Kitapta her bölümü başka bir karakter anlatıyor. Bu da şunu görmeni sağlıyor: Aynı sofrada oturan beş kişi, aslında beş farklı dünyada yaşıyor. Kimse kimsenin içindeki o yangını görmüyor, herkes birbirine "maske" takıyor. Okurken "Ah be, keşke birbirinize sarılıp anlatabilseydiniz" diyorsun. Gerçekten insanı kendi ailesini, kendi kardeşlik ilişkilerini sorgulatan, çok dürüst ve samimi bir kitap olmuş.
Söyleme BilmesinlerŞermin Yaşar · Doğan Kitap · 202524,2bin okunma
·
12 Gösterim
Yorumlar
Lütfen giriş yapınız.