Matt Haig’in İnsanlar kitabı aslında çok basit ama çok güzel bir fikir üzerine kurulu: İnsanlara, insan olmayan birinin gözünden bakmak. Bir uzaylı, bir matematikçinin bedenine girip dünyaya geliyor ve görevi insanlığın tehlikeli bir matematik keşfini ortadan kaldırmak. Ama dünyada biraz vakit geçirdikten sonra işler değişiyor. Çünkü insanlara uzaktan bakınca gerçekten çok tuhaf görünüyoruz: sürekli endişeleniyoruz, saçma şeylere üzülüyoruz, karmaşık ilişkiler kuruyoruz.
Ama roman ilerledikçe uzaylı karakterin fark ettiği bir şey var: İnsanların bütün bu tuhaflıklarının içinde çok değerli bir şey saklı. Sevgi, müzik, merak, hatta bazen saçma görünen duygular bile hayatı anlamlı kılıyor. Kitap aslında bize şunu hatırlatıyor: İnsan olmak çoğu zaman zor, hatta bazen acı verici ama yine de garip bir şekilde güzel bir deneyim.
Bence İnsanlar çok derin bir felsefe kitabı değil (zaten yazarın amacı da bu değil) ama insanı gülümseten ve düşünmeye iten bir roman. Yalın bir dil kullanılmış ve akıcı bir kitap. Merak uyandıran yönleri de olduğundan kısa sürede bitirebilirsiniz. Ben özellikle matematikle ilgili kısımlardan da oldukça keyif aldım. Asal sayıların büyülü bir dünyası varmış gerçekten! Riemann ve zeta fonksiyonu hipotezine dair güzel bilgiler edindim; mesela bu hipotez hala ispatlanamamış ve ispatlayana ciddi bir ödül de bulunuyor. Sayısalcı yanım bir an için (çok küçük bir an) acaba mı? dedi ama hipoteze bakıp içindeki onca harfi görünce hemen vazgeçtim. Sınırlarını bilmek önemlidir. :)
Kitapta en çok hoşuma giden bölüm uzaylının, bedenine girdiği adamın oğluna bıraktığı tavsiyelerdi. Bunlardan bazılarını arada dönüp hatırlamak istediğim için buraya bırakıyorum.
Bir İnsana Tavsiyeler
1. Utanç bir prangadır. Kendini azad et.
4. İnsanlığı teknoloji kurtarmayacak. İnsanlar kurtaracak.
9. Bazen kendin olmak için kendini unutman ve başka bir şey olman gerekir. Karakterin sabit bir şey değil. Ona ayak uydurabilmek için hareket etmelisin.
13. Hiç doğmayabilirdin. Varlığın imkansıza yakın bir ihtimal. İmkansızı reddetmek kendini reddetmektir.
15. Züppeliğe giden yol mutsuzluğa giden yoldur. Tersi de doğrudur.
22. Öfken seni endişelendirmesin. Öfke duyman imkansız hale geldiğinde endişelen. Çünkü o zaman tükenmişsin demektir.
23. Mutluluk senin dışında bir yerde değil. Mutluluk senin içinde.
24. Dünyada yeni teknoloji beş sene içinde gülüp geçeceğin bir şeydir yalnızca. Beş sene içinde gülüp geçmeyeceğin şeylere değer ver. Aşk gibi. Ya da iyi bir şiir gibi. Ya da bir şarkı. Ya da gökyüzü.
29. Güneş batıyorsa durup izle. Bilgi sonludur. Hayranlıksa sonsuz.
32. Sen insansın. Para meselesini kafana takacaksın elbette. Ama paranın seni mutlu etmeyeceğini bil, çünkü mutluluk dükkanlarda satılmıyor.
37. Soğuk biri olma. Evren soğuk zaten. Önemli olan sıcak kısımlar.
39. Hiç kimse hiçbir konuda tamamen haklı değildir. Hiçbir yerde.
44. Zamanı durdurma gücün var. Öpüşerek zamanı durdurabilirsin. Ya da müzik dinleyerek. Bu arada, müzik başka türlü göremeyeceğin şeyleri görmeni sağlar.
46. Paradoks: Kitap, sanat, sinema ve şarap gibi yaşamak için ihtiyacın olmayan şeyler, yaşaman için gereken şeylerdir.
48. Hiçbir insanın ahlak anlayışı tamamen uyuşmaz. Zarar verecek kadar keskin olmadığı müddetçe farklılıkları kabul et.
52. Eğer gülüyorsan, aslında ağlamak istemediğinden emin ol. Ağlarken de düşün, belki de gülmek istiyorsundur.
53. Birine onu sevdiğini söylemekten korkma sakın. Dünyanızda yanlış olan çok şey var, ama fazla sevgi bunlardan değil.
58. Önemli olan ne kadar uzun yaşadığın değil. Ne kadar derin yaşadığın. Ama derinlere inerken güneşi hep üstünde tut.
61. Eğer günün birinde nüfuz sahibi biri olursan insanlara şunu anlat: Bir şeyi yapabiliyor olmanız onu yapmanızı gerektirmez.
73. Kimse seni anlamayacak. En nihayetinde önemli de değil bu. Önemli olan senin kendini anlaman.
79. Leonardo Da Vinci sizden değil, bizdendi. (hahaha burada yine güldüm)
81. Hayatın anlamını arayarak mutlu olamazsın. Anlam önem sırasında üçüncüdür yalnızca. Sevmekten ve var olmaktan sonra gelir.
94. Kendi yolunu ara ve sana uyan bir şey bulana kadar aramayı bırakma. Belki de hiçbir şey uymayacak. Belki de sen bir hedef değil, yolsun. Sorun değil. Sen de yol ol. Ama bu pencereden bakmaya değecek bir yol olsun.