Gönderi

Puan vermedi·184 syf.··
2026 27. kitabı
Dostoyevski’nin henüz yirmili yaşlarındayken yazdığı İnsancıklar’ı okurken, insanın göğsüne ince bir sızı oturuyor. Kitap bir mektup roman ama sanki iki insanın mahremine, o en saf ve en çaresiz anlarına izinsizce ortak oluyormuşsunuz gibi hissettiriyor. Makar Devuşkin’in o naif, ezik ama bir o kadar da onurlu duruşu karşısında bazen gözleriniz doluyor; bir insanın sırf sevdiği kadın biraz daha rahat etsin diye kendi hayatından, hatta boğazından nasıl kestiğini görmek insanın içini parçalıyor. ​Eser, büyük şehirlerin o kalabalık ve soğuk sokaklarında kaybolup gitmiş "küçük insanların" aslında ne kadar devasa kalpleri olabileceğini yüzümüze çarpıyor. Hani bazen yolda yanımızdan geçen, yüzüne bile bakmadığımız o sessiz sakin insanların içindeki fırtınaları hiç düşünmeyiz ya; işte Dostoyevski o fırtınayı alıp başucumuza koyuyor. Bitirdiğinizde elinizde kalan sadece bir hikâye değil, derin bir hüzün ve "insan insana bunu nasıl yapar?" dedirten o meşhur sorgulama oluyor. İlk kitabı olmasına rağmen, ilerideki o devasa eserlerin ayak seslerini bu mütevazı mektuplarda duyabiliyorsunuz.
İnsancıklarFyodor Dostoyevski · Can Yayınları · 202376,8bin okunma
·
17 Gösterim
Yorumlar
Lütfen giriş yapınız.