·167 syf.··Beğendi
···Okunma: 31 Ekim 2025 19:48 Ender,Çetin,Nihal ve diğerleri....
Hikaye hızlı bir girişle başlıyor. İki yakın arkadaşın (Ender-Çetin) liseden başka bir arkadaşlarının ailesi trafik kazası geçiriyor. Travmatik başlayan kitap sonradan olay örgüsünü ilmek ilmek işliyor. Ender ve Çetin merkezli bir uzun hikaye diyelim yola çıkarken...
Liseden ve çocukluktan arkadaşları Fikret'in ailesi kaza yapıyor. Ölüyorlar falan filan...
Aradan yıllar geçiyor gençler büyüyor. E Fikret'in yurt dışında çalıştığından mütevellit , kız kardeşini üniversite okuyacağı şehirde, gelip bizim iki saftirik arkadaşına emanet ediyor.
Olaylar silsilesi start alıyor... Aslında ben kitabın hızlı okunur bir dili olmasını, kolay anlaşılır olmasını, hatta günlük hayatı anlatmasını çok sevdim diyebilirim. Tam bu noktada zaten kitabın okuyucuları iki zıt kutup oluşturmuş. Bir kısmı kitabı ve yazarın tarzını çok beğenirken bir kısmı da edebi açıdan eksik ve çok olağan sıradan , durağan bir kitap olaral görüyor. Ben şahsım adımina kitabı sevdim. Ben Barış Bıçakçı'yı da beğeniyorum yazınsal anlamda. Eserleri bana hitap ediyor demekki...
Hikayemize dönecek olursak, bizim bu üçlünün duygusal dünyaları , gündelik hayatları Enderin kaleminden bize aktarılıyor. Ender ve Çetin arasında çok derin bir dostluk(!) var. Ama aynı kıza aşık olduklarında işler biraz değişiyor elbet. Yılların dostları... Herkes başkalarını severken, hepsinin hayatında değişik insanlar varken her şey daha yolundaydı. Ama hepsi için biraz eksikti.
Ender'in Çetin'e yazdığı yazılar yahut notlar yada kendi kendine konuşmaları da diyebiliriz ; çok güzel eleştiriler barındırıyor. Neydik ,ne olduk kafasında bakıyor yaşanan her şeye. Gerçekten de kitabı okurken Ender ve Çetinin yaşadığı duyguları okurken ne büyük çaresizlik diyebiliyoruz.
Bir takım olaylar olur ve meşhur Nihal'imiz abisi ile yurt dışına gider. Yani sonu bence farklı bitebilirdi burada biraz hayal kırıklığı yaşamış olabilirim. Aradaki yaş farkını da göz önüne alıyorum evet. Genç kızımız Nihal ve ağabeyinin iki yakın arkadaşı Ender ve Çetin ile bir evde yaşıyor. Zaman zaman birinden birine yakınlık besliyor gibi hissettim. Ama bu süreçte hayatında kendi yaşıtı sayılacak genç erkek arkadaşları da olmadı değil. Ne bileyim sanki farklı bir son bu kitaba daha çok yakışırdı.
Zordur iki dostun aynı kişiye aşık olması. Bu zorluğu da Ender çok güzel aktarıyor. Psikolojik olarak yaşadıkları yaptıkları , kendi kendine konuşmaları kitabı eğlenceli hale getiriyor. Günlük ağız epey var kitapta. Ben beğendim. Barış Bıçakçı okumaya devam ettirir bu kitap beni..
Ve son olarak şu alıntıyla bitiriyorum efendim.
"Onun hakkında konuşmak yinede güzeldi. Bizi sevip sevmediği sorusuna yanıt aramak güzeldi." (s.163)
Kitabın özet cümlesi budur bence.