Watch Dogs Tokyo, Vol. 3 #okudumbitti
Bu seri tam zamanında, tam yerinde final yaptı. Ben seriye 3. ciltten başlamış gibi görünsem de (başta elimde o vardı ) manga okumayı sevdiğim için hemen ilk iki cildi de bulup arka arkaya okudum. İyi ki de okumuşum; çünkü üçüncü cilt, önceki iki cildin kurduğu bütün gerilimi tek bir noktada topluyor ve “tamam, şimdi hesaplaşma zamanı” diyerek gaza basıyor.
Bu final cildinde Tokyo’nun o neonlu, kalabalık ama bir yandan da yalnız hissettiren atmosferi iyice sertleşiyor. J-ctOS 2.0’ın devreye alınması yaklaşırken hikâye, “teknoloji ilerliyor” masalının arkasındaki o rahatsız edici gerçeği gösteriyor: konfor = kontrol çizgisi bazen çok ince. Gözetim, veri manipülasyonu, “güvenlik” adı altında özgürlüğün budanması… Bunlar zaten Watch Dogs evreninin kalbi ama burada Tokyo’nun düzen takıntısı ve sistemin soğuk yüzüyle birleşince daha vurucu oluyor.
Goda ve DEDSEC tarafında ise en sevdiğim şey şu oldu: Herkes “haklı olmak” istiyor ama haklı kalmanın bedeli var. Goda’nın adalet duygusu bu ciltte iyice sınanıyor; sadece karşı tarafla değil, kendi yöntemleriyle de kavga ediyor. DEDSEC’in enerjisi ise bildiğin “ya şimdi ya hiç” modunda. Hele SSB… Serinin başından beri karizmatik ve sert duruyordu ama bu ciltte onu yalnızca “cool hacker” olarak değil, gerçekten insan olarak daha fazla hissediyorsun. O küçük kırılma anları, gerilimin ortasında çok iyi duruyor.
Bir de Yamanoi eklemesi var; hikâyeye “piyon mu, oyuncu mu?” ikilemini getiriyor. Planlar, pazarlıklar, tuzak ihtimali… Bu ciltte kimsenin tamamen güvende olmadığı hissi hiç kaybolmuyor. Bölümler ilerledikçe “tamam şimdi oldu” derken bir şey daha açılıyor ve finali bu yüzden tek oturuşta okudum.
Çizim tarafında özellikle arka planlar ve şehir dokusu çok hoşuma gitti. Tokyo’yu sadece dekor gibi kullanmıyor; sanki şehir de hikâyenin bir karakteri. Ekranlar, tabelalar, dar sokaklar, resmi binaların steril soğukluğu… Hepsi o distopik hissi besliyor. Aksiyon sahneleri de anlaşılır; göz yorup dağıtmadan akıyor.
Eğer teknoloji-gerilim, komplo, siber dünya, suç ve “sistemle inatlaşan underdog” hikâyeleri seviyorsan bu seri çok iyi gidiyor. Oyun uyarlaması olması göz korkutmasın; oyunu bilmeden de rahatça içine giriyorsun. Benim gibi “manga olsun, ritmi iyi olsun, atmosfer tutsun” diyorsan Vol. 3 final olarak tatmin ediyor ama aynı zamanda “devam etse okurdum” hissi de bırakıyor.
@dexpub
Oktay Volkan Alkaya
@dogankitap_etkinlik
#WatchDogsTokyo #WatchDogsTokyo03 #kitapkolikkafasikitapyorumu #reklamdeğilöneri