Merve Şahin

Merve Şahin
@kitapkolikkafasi
#İnstagram ; kitapkolikkafasi #goodreads ; kitapkolikkafasi kitapkolikkafasi.com
https://kitapkolikkafasi.com
Hacettepe-Maden Müh. / Anadolu-Aöf İşletme / Atatürk-Aöf Adalet
Eskişehir - Antalya
7 Eylül
57 kütüphaneci puanı
1364 okur puanı
Temmuz 2015 tarihinde katıldı
8/10
·264 syf.··
2026 167. kitabı
Soru 7 #okudumbitti Kitabı bitirdiğimde elimde tek bir duygu kalmadı; iç içe geçmiş bir sürü his vardı. Hem boğazım düğümlüydü hem de zihnim inanılmaz canlıydı. Richard Flanagan’ı ilk kez okuyorum ama şu an şunu net söyleyebilirim: Bu adamın kalemi “anlatmıyor”, hatırlatıyor. Sanki birinin yıllardır konuşamadığı bir şeyi, doğru yerinden tutup usul usul açması gibi… Kitabın merkezinde babanın savaş esareti var ama okurken anlıyorsunuz ki mesele yalnızca savaş değil; hafızanın kendisi. Bazı insanlar yaşadıklarını anlatamaz… çünkü anlatmak, tekrar yaşamak gibi gelir. Flanagan tam da o sessizliğin peşine düşüyor. Babasının hiç söz etmediği yılları kurcalarken aslında kendi hayatına, çocukluğuna, ailesinin kırılgan yerlerine de dokunuyor. Bu yönüyle kitap çok “insan”: Merak ediyor, çekiniyor, utanıyor, kızıyor, özlüyor… Ve okur olarak siz de onunla birlikte o duyguların içinden geçiyorsunuz. Benim en etkilendiğim taraf, kitabın “büyük tarih” ile “küçük hayat”ı aynı cümlede buluşturabilmesi oldu. Bir yanda kamplar, kömür madenleri, ölüm demiryolu gibi insanın içini karartan gerçeklik; diğer yanda bir oğulun babasına dair tamamlayamadığı boşluklar… Sonra bir bakıyorsunuz, o kişisel hikâye sizi Hiroşima’ya, bilime, edebiyata, insanlığın aklıyla yaptığı yıkıma kadar götürüyor. Üstelik bunu kuru bilgiyle değil, lirik bir akışla yapıyor. Bazı bölümlerde “ben şimdi ne okuyorum?” diye düşündüm; sonra da “tamam, hayat da böyle zaten” dedim: Tek bir türe sığmıyor, tek bir duyguya sığmıyor. Kitabın dili (çevirisiyle birlikte) bence en büyük gücü: Sert olayları anlatırken bile metin bağırmıyor; daha çok içeriden konuşuyor. Bu da etkisini artırıyor. Bir yerden sonra okurken sadece “anlamak” istemiyorsunuz, “tanıklık” ediyorsunuz. Ve kitap bittiğinde, sanki siz de bir süre bir
Soru 7Richard Flanagan · Sia Kitap · 20268 okunma
Reklam

Merve Şahin

, bir kitap okudu
8/10
·264 syf.··
2026 167. kitabı
Richard Flanagan
9/10 · 8 okunma
8/10
·360 syf.··
2026 166. kitabı
Starling Malikanesi #okudumbitti Bu kitap “perili ev” diye başlayıp, ev fikrinin kendisini kalbinizin tam ortasına yerleştiriyor. Eden kasabası daha ilk sayfalarda boğazınıza kömür tozu gibi oturuyor; yoksulluk, umutsuzluk ve “buradan çıkış yok” duygusu çok canlı. Opal’i de bu yüzden hemen benimsedim. Sert, köşeli, bazen hatalı kararlar alan biri ama hepsi o hayatta kalma modundan… Kardeşi Jasper için göze aldıkları, onun sevgisini romantize etmeden, tam da gerçek hayatta olduğu gibi “dişini sıkıp devam etme” hâliyle anlatılıyor. Ve Jasper’la aralarındaki bağ, hikâyenin duygusal omurgası gibi. Starling Malikânesi ise tam anlamıyla bir karakter. Kapı gıcırtısı, koridorların soğukluğu, sisin ağırlığı… Sanki ev yalnızca “korkutmak” için değil; bir şeyi hatırlatmak, bir şeyi saklamak ve bazen de sizi sınamak için yaşıyor. Okurken birkaç sahnede gerçekten o evin içinde sessizce yürüyormuşum gibi hissettim. Böyle atmosfer kurabilen kalemleri çok seviyorum; Alix E. Harrow burada beni yakaladı. Arthur Starling’e gelince… İlk anda klasik “mesafeli, huysuz” görüntüsü veriyor ama sayfalar ilerledikçe onda asıl baskın olan şeyin öfke değil yorgunluk olduğunu anlıyorsunuz. Üstüne yapışmış korkuyla yaşayan, yük taşıyan bir karakter. Opal’le dinamikleri de tam kararında: Romantizm var ama kitabın önüne geçmiyor; daha çok iki yalnız insanın birbirinin karanlığını tanıması gibi ilerliyor. Benim için kitabı özel yapan taraf, canavarları “süs” gibi kullanmamasıydı. Korkunun merkezinde aslında aidiyet, miras, lanet dediğimiz şeyin aileden mi evden mi kasabadan mı bulaştığı sorusu var. Opal’in “hiçbir yere ait değilim” hissiyle, bir yuvayı korumak zorunda kalması… Bu çatışma çok iyi çalışıyor. Finalde de hem gerilim hem duygu tarafı tatmin ediciydi; kitabı kapattığımda sanki kapıyı
Starling MalikanesiAlix E. Harrow · Eksik Parça Yayınları · 202612 okunma
8/10
·128 syf.··
2026 165. kitabı
Zaman Kaykayı: Tersyüz #okudumbitti Rafından çıkıp her yaştan okuru yakalayabilecek kadar sürükleyici bir maceraya dönüştü. Terry’nin yeni evde bulduğu kaykay, bildiğimiz kaykaylardan değil… Üzerine çıktığı an, zamanın rengi değişiyor ve onu iki yıl önce yaşanan o karanlık kazanın hemen öncesine götürüyor. Buradan sonrası tam bir “ben bir sayfa daha okuyayım” tuzağı. Çünkü ortada yarım kalan bir hayal, kaybolan bir araç, cevapsız sorular ve herkesi susturan bir sır var. Hikâye sadece gizem çözmekle kalmıyor; okuru “gerçek nedir, hatırlamak neyi değiştirir, bazen doğruyu bilmek cesaret ister mi?” gibi duygusal bir yerde de yakalıyor. Terry’nin merakı ve inadı çok tanıdık; ama olayların büyümesiyle onun da değişmesini izlemek ayrıca güzeldi. Günay Yıldırım’ın dili bence çok temiz ve akıcı—hiç yormadan, tam kararında detayla ilerliyor. Ve final… Şöyle söyleyeyim: Ben bazı şeyleri çözdüğümü sanırken hikâye beni başka bir açıdan yakaladı. O son birkaç bölümdeki duygu geçişi ve ters yön, gerçekten etkileyiciydi. Bitince kitabı kapatıp bir süre “heh… demek mesele buymuş” diye düşündüm. Zaman yolculuğu + gizem + ters köşe seviyorsanız; üstelik bunu akıcı, sinematik bir tempoyla okumak istiyorsanız, bu kitap tam sizlik. Siz geçmişe bir kez gidebilseydiniz, neyi değiştirmek isterdiniz… ya da sadece gerçeği mi öğrenirdiniz? @teraskitap #ZamanKaykayıTersyüz #ZamanKaykayı #kitapkolikkafasikitapyorumu #reklamdeğilöneri
Zaman Kaykayı: TersyüzGünay Yıldırım · Teras Kitap · 20261 okunma