Onu Sevdiğim Zamanlar #okudumbitti
Bu roman “anlatmaktan” çok “hissettiriyor”. Daha ilk sayfalarda Arkanya’nın o tuhaf zaman algısı ve Paris’in soğuk, bürokratik gerçekliği birbirine değmeye başlayınca, sıradan bir aşk hikâyesi okumadığımı anladım.
Romanı sevmemin en büyük nedeni, aşkı tek başına bir “mesele” yapmaması. Aşk burada bir duygu olmaktan çıkıp bir hafıza biçimine dönüşüyor. Unutmakla kapanmayan, bazen hatırladıkça büyüyen bir sızı gibi… Yazar bunu melodrama kaçmadan yapıyor; bağırmıyor, süslemiyor ama cümlelerin arası konuşuyor. Bazı yerlerde sayfayı çevirirken durdum, çünkü devam etmek istiyorum ama o sahnenin duygusu üzerimde biraz daha kalsın istiyorum.
Kitabın Arkanya–Paris hattı bence çok iyi bir denge kuruyor. Arkanya tarafında çocukluk, aile, travma ve suskunluğun köküne iniyorsunuz. Paris tarafında ise “insanın insana ne kadar yabancı olabildiği” gerçeğiyle yüzleşiyorsunuz. Göç meselesi de tam burada romanın kalbine oturuyor: Bu kitap göçü sadece bir yer değiştirme olarak değil, insanın dilinden, geçmişinden, hatta bazen kendinden bile uzak düşmesi olarak anlatıyor. İçten içe “yersiz yurtsuz” hissetmenin ağırlığı var romanda.
Beni en çok etkileyen şeylerden biri de karakterlerin iç dünyasının çok sahici kurulmasıydı. “Bakın ne kadar acıklı” diye zorlamıyor; acı zaten hayatın doğal bir parçası gibi akıyor. Özellikle suskunluk meselesi… Bu romanda suskunluk boşluk değil; başlı başına bir dil. Bazı karakterler konuşmadıkça daha çok şey söylüyor, bazıları konuştukça kendini saklıyor. Bu da metni hem güçlü hem de akılda kalıcı yapıyor.
Final kısmında ise romanın duygusu bir yerde düğümleniyor ve siz o düğümün çözülmesini beklerken yazar başka bir yerden dokunuyor. Ben bitirdiğimde hemen kapağını kapatamadım; birkaç dakika öyle kaldım. Hani bazı kitaplar bittiği anda odanın sesi değişir ya… Bu onlardan.
Onu Sevdiğim Zamanlar benim için hem edebi açıdan güçlü, hem de ruh hâli olarak çok “içeride” bir okuma deneyimiydi. Kemal Varol’u ilk kez bu kitapta okudum ama son olmayacağı kesin. Eğer siz de aşkın, hafızanın, göçün ve vicdanın iç içe geçtiği; yavaş yavaş ama derine inen romanları seviyorsanız, bu kitap kalbinizde bir yere dokunur.
Bu kitabı kitapfisiltisi sevtap ’ın önerisiyle #terskargaylaokuyoruz grubumuzla okudum; iyi ki bu yolculuğu birlikte yapmışız.
#OnuSevdiğimZamanlar #kitapkolikkafasikitapyorumu #reklamdeğilöneri