Bu kitabın kurgusu beni hemen içine çekti, murat menteş gibi iğrençlik batağına saplanmayıp salak bir egoist olmadığı için alper canıgüzü öncelikle tebrik etmek istiyorum:d kitap 1970lerde hiperdemokrasi diye bir sistemin tüm dünyada geniş ölçekli kabul edildiği bir evrende geçiyor. Hiperdemokrasi demek devletin alacağı her kararı vatandaşa sunması, her şeye toplumun karar vermesi. Milletvekili gibi bir temsilciye bağlamadan her konuda referandum gibi sen görüş bildiriyosun, çok değişik ve eğlenceli bir girişle başladı.
Ama bu evrende daha ilginç bişey var. 'Yaşam vizesi'. Belirli periyotlarla seni değerlendiren bir komite var, sen buraya topluma ne kadar faydalı olduğuna dair dosya sunuyosun ve senin topluma yararsız bir birey olduğuna karar verilirse, uyutuluyosun şimdi gülüyorum da, aslında hiç olmicak bişey de değil dünyanın son haline bakılırsa:d vizen çıktı çıktı, çıkmadı tahtalıköy:d
Kitabın geçtiği evreni ne kadar beğensem de olay örgüsü çok zayıf kalmış. Arada giren felsefik atışmalar da uzun ve sıkıcıydı. Alper kamu randımanı alamasam da çabuk bitti. Canıgüzden daha iyi bi kitap bekliyodum belki ondan yıkıldım:d yine de fena değildi.