Gönderi

Puan vermedi·232 syf.··
2025 5. kitabı
Bazı kitaplar vardır, okurken hikâyeden çok kendi hayatını düşünürsün. Tatar Çölü tam olarak böyle bir kitaptı benim için. Kitabı kapattığımda aklımda kalan şey bir olay örgüsünden çok, ağır ve sessiz bir duygu oldu: beklemek. Romanın kahramanı Giovanni Drogo genç bir subay olarak Bastiani Kalesi’ne gönderildiğinde içinde büyük umutlar var. Hayatının asıl macerasının başlayacağına inanıyor. Belki büyük bir savaş, belki bir kahramanlık anı… Ama zaman geçtikçe fark ediyor ki bazen hayatın en büyük tuzağı bir şeyin olmasını beklemek. Drogo kalede kalmaya karar verdikçe yıllar da sessizce akıp gidiyor. Okurken bir noktada şunu düşündüğümü hatırlıyorum: İnsan bazen hayatının gerçek başlangıcını hep ileri bir tarihe erteliyor. Sanki bir gün gelecek ve her şey anlam kazanacak gibi. Bu duygu bana Albert Camus’nün Yabancı’sındaki o sessiz boşluğu hatırlattı. Hayatın büyük anlamlar taşımadığı, ama yine de akıp gittiği gerçeğini. Bir yandan da Franz Kafka’nın Şato’sundaki o ulaşılmaz hedef hissi vardı: İnsan sürekli bir şeye yaklaşır ama tam olarak asla ulaşamaz. Tatar Çölü bana beklemenin ne kadar tehlikeli bir şey olabileceğini düşündürdü. Çünkü beklemek çoğu zaman fark edilmez. Günler küçük alışkanlıkların içinde geçer, sonra bir gün dönüp bakarsın ve yılların sessizce arkanda kaldığını fark edersin. Bazen ben de Drogo gibi hissettiğim anlar olduğunu fark ettim. Sanki hayatın gerçek kısmı henüz başlamamış gibi. Bir şey olacak, bir gün her şey değişecek, o zaman gerçekten yaşayacağım… Ama kitap bana şunu fısıldadı gibi geldi: belki de hayat dediğimiz şey zaten şu anda olup bitenlerin kendisi. Dino Buzzati bu hikâyede savaş ya da macera anlatmıyor aslında. Daha çok zamanın görünmez akışını anlatıyor. İnsan fark etmeden geçen yılları, kaçırılan fırsatları ve belki de en çok şu soruyu: Gerçekten yaşadığımız hayat mı var, yoksa bir gün başlayacağını düşündüğümüz hayatı mı bekliyoruz? Kitabı bitirdiğimde içimde tuhaf bir huzursuzluk vardı. Çünkü Drogo’nun hikâyesi sadece ona ait değildi. Bir şekilde hepimizin hayatında küçük bir Bastiani Kalesi olabilir. Ve bazen insanın en büyük korkusu, o kalede çok uzun süre kalmış olduğunu fark etmek oluyor.
Tatar ÇölüDino Buzzati · İletişim Yayınevi · 201819,8bin okunma
·
36 Gösterim
Yorumlar
Lütfen giriş yapınız.