Kitabı okurken çok fazla satırın altını çizdim. Okurken kendimle konuşuyor gibi hissettiğim çok an oldu . Bunlar aslında benim düşüncelerim , benim söyleyebileceğim şeyler dedim.
Şule Gürbüz, “Kambur” romanında, dilin incelikli kullanımı ve derin felsefi sorgulamalarına hayranlık duydum. Kitap, sadece yüzeysel bir roman anlatmanın ötesine geçiyor. Varoluşun karmaşıklığı, zamanın akışkanlığı, kendi içimizdeki gerçeklikler üzerine yoğun duygulara sürüklüyor. Anlatımın şiirselliği ve metaforların derinliği de hemen içine çeken bir anlatı veriyor.
Kitap adından da anlaşılacağı üzere bir kamburun anlatımı üzerinden yol alıyor. Sahi kamburluk sadece fizyolojik bir bozukluk mudur? Yoksa hepimizin görünmez kamburları var mıdır? Esas kambur yoksa görünenden ziyade görünmez olanlar mıdır?