Hüseyin Rahmi yine kalemini konuşturmuş.
Dönemin ahlak anlayışını, toplumun iki yüzlülüğünü ve insanların görünenden çok farklı yaşayabildiğini anlatan oldukça sert bir roman. Okurken en çok hoşuma giden şey, yazarın kimseyi tamamen iyi ya da tamamen kötü göstermemesi oldu. Herkes kendi çıkarı, korkusu ya da zaafı içinde hareket ediyor ve bu da hikâyeyi daha gerçek kılıyor.
Hüseyin Rahmi’nin o alaycı, yer yer iğneleyici anlatımı bu kitapta da çok belirgin. Özellikle toplumun “namus”, “ahlak” gibi kavramları sadece başkaları için kullanıp kendileri söz konusu olunca görmezden gelmesini çok güzel eleştirmiş. Okurken bazı yerlerde gülümsedim, bazı yerlerde ise “hiçbir şey değişmemiş” diye düşündüm.
Klasik okumayı sevenler için kesinlikle öneririm. Hüseyin Rahmi’yi yeni okumaya başlayanlar için belki ilk kitap olmayabilir ama yazarı sevenler için oldukça güçlü bir eser.
Ben okurken hem döneme gittim hem de bugünü düşündüm.