Puan vermedi·624 syf.····Okunma: 13 Mart 2026 14:28 Bazı savaşlar silahla değil, kalple verilir. Ve kalbin yarası bazen kurşundan daha derindir.”
— Emanet Gelin 2
Merhabalar canlarım
Ben geldim… Ve bugün sizlere, ilk kitabını çok kısa bir süre önce bitirdiğim ve hiç hız kesmeden ikinci kitabına başladığım o seriyle devam ediyoruz.
Bugün konumuz Emanet Gelin 2.
Kalemlerini gerçekten çok sevdiğim Şehnaz Haşimoğlu ve Gülşen Haşimoğlu yine duyguların zirvede olduğu bir hikâyeyle karşımızdalar.
İlk kitabı okuyanlar hatırlayacaktır; kitabın sonunda Barzan ve abisini öldürdüğünü düşündüğü Miran karşı karşıya gelmiş, birbirlerine silah çekmişlerdi. Tam bu gerilimin ortasında ise dört kişi hakkında yeniden hüküm verilir.
Verilen karara göre;
Barzan’ın kardeşi Alaz, karısının dayısı Afran ile evlenecektir.
Miran ise teyzesinin kızı Helin Geşa ile evlenecektir.
Bu evliliklerin amacı ise kan davasını tamamen bitirmektir.
Ancak Barzan, kardeşine sorulmadan verilen bu hükmü kabul etmez ve kardeşini alarak İstanbul’a döner. (Açıkçası burada Barzan’ın öfkesini bir yere kadar anlasam da, bazen gerçekten fazla düşünmeden hareket ettiğini düşündüm.)
Bu sırada Miran ve Helin’in evliliği için hazırlıklar yapılmış, söz kesilmiştir. Barzan ne kadar kardeşini kurtarmaya çalışsa da sonunda Mardin’e geri dönmek zorunda kalırlar.
Bu kitap, gerçekten birçok sırrın ortaya çıktığı, nefeslerin tutulduğu sahnelerle dolu bir okumaydı. Ama daha fazla spoiler vermeden kendi yorumuma geçmek istiyorum.
Öncelikle şunu söylemeliyim ki ben bu tür töre, aşiret ve kan davası temalı kurguları okumayı seviyorum. (Biliyorum herkes için uygun bir tür değil ama ben bu dram ve gerilim atmosferini seviyorum.)
Yazarların kalemine zaten hayranım. Hikâyeyi akıcı ve sürükleyici bir şekilde ilerletiyorlar.
Ama gelelim karakterlere…
Barzan’ın yersiz öfkeleri gerçekten beni bazı yerlerde çıldırttı. Berçem’e karşı sevgisini hissediyoruz ama çoğu zaman dinlemeden, anlamadan verdiği tepkiler kızın çok kırılmasına sebep oluyor. (Okurken “bir dur ve dinle artık!” diye içimden bağırdığım sahneler oldu.)
Aynı şekilde Miran’ın Helin’e verdiği zararlar da zaman zaman insanı üzüyor. Çünkü Helin bu evliliğe isteyerek gelmiş biri değil.
Üstelik evde onu zor günler bekliyor. Teyzesi Zana Hanım, Helin’i hiçbir zaman kabul etmiyor. Çünkü Miran için aslında Helin’i değil, onun kız kardeşi Zelin’i istiyor.
Ancak hüküm Helin ve Miran arasında verildiği için bu karar görmezden geliniyor ve ikili evleniyor.
Zana Hanım’ın Helin’e yaptığı davranışlar ise gerçekten sinir bozucuydu. Özellikle kahvaltı sofrasında Helin’in önünden ekmeği çekip alması ve onu sofradan kovması…
(İnanın o sahneyi okurken sinirden kitabı kapatıp bir nefes alma ihtiyacı hissettim.)
Üstelik Helin sadece gelini değil, aynı zamanda kardeşinin kızı… Buna rağmen gördüğü muamele gerçekten içimi acıttı.
Ama Helin Geşa…
Gerçekten çok güçlü bir kadın karakter.
Kitap boyunca duruşuna, sabrına ve gücüne hayran kaldım. (Bazı sahnelerde “işte böyle güçlü kadın karakterler okumayı seviyorum” dedim.)
Kitabın en naif seven karakteri ise kesinlikle Afran.
Yıllarca içinde Alaz’a büyüttüğü sevgi ve sonunda kaderin onları bir araya getirmesi… Afran’ın sevdiği kadına olan o sakin ve naif sevgisi gerçekten çok güzeldi.
Bence kitabın en tatlı çifti kesinlikle Afran ve Alazdı.
Miran ve Helin ise aralarındaki sorunları çözdükten sonra gerçekten güzel bir çift oluyorlar.
Özellikle Miran’ın karısını annesine bile ezdirmemesi…
İşte o sahnelerde Miran’a gerçekten saygı duydum. (Dedim ki sonunda adam doğru yerde durmayı öğrendi.)
Kitabın sonlarına doğru ortaya çıkan gerçekler ise hikâyeye bambaşka bir boyut kazandırıyor.
Kendine büyük bir eziyet ederek Ciwan’ı öldürdüğünü sanan Miran’ın aslında katil olmadığını öğrenmesi hem karakter için hem de hikâye için çok önemli bir dönüm noktasıydı.
Ve kitabın sonunda bize verilen özel bölümler…
Yazarların diğer kitaplarından karakterleri de görmek gerçekten çok keyifliydi. Hepsi bir arada, hepsi mutlu… (Okurken yüzümde istemsiz bir gülümseme oluştu diyebilirim.)
Kısacası benim için oldukça akıcı, duygusu yüksek ve merak uyandıran bir okuma oldu.
Eğer siz de
töre
aşiret
kan davası
zorunlu evlilik
temalı kurgulardan hoşlanıyorsanız
Emanet Gelin serisini kesinlikle öneririm.
(Okuyanlar varsa yorumlara mutlaka yazsın çünkü bu kitap gerçekten konuşulacak çok sahne barındırıyor.)