Puan vermedi·152 syf.····Okunma: 17 Kasım 2020 14:01 Susanna Tamaro'nun 1994'te yayımlanan ve dünya çapında patlama yapan romanı.
Kitap, seksen yaşındaki bir büyükanne tarafından torununa yazılan, ama asla postalanmayan mektuplardan oluşuyor. Büyükanne, kızını erken yaşta kaybetmiş, geride kalan torununu tek başına büyütmüş; şimdi torun uzaklara, Amerika'ya gitmiş, belki de bir daha dönmeyecek. Mektuplar işte o boşluğa yazılıyor: Hayatın sırlarını, pişmanlıkları, sevgiyi, inancı, ölümü, doğayı... Yalın, samimi, sanki karşında oturan biri anlatıyor gibi.
İçinde büyük felsefi laflar yok, ama her cümlede hayatın özü var. Hayatın sırrı, yüreğinin götürdüğü yere gitmekte. Kendi hatalarını, bastırdığı duyguları, torununa aktardığı sevgiyi, doğayla kurduğu bağı öyle içten anlatıyor ki, okurken kendi aileni, kendi kayıplarını, kendi iç sesini duyuyorsun.
Bence bu kitap, bir veda mektubu gibi ama aynı zamanda bir rehber. Kuşaklar arası kopukluğu, modern dünyanın yalnızlığını, ama en önemlisi içimizdeki o küçük, saf sesi dinlemeyi öğretiyor. Sonunda insan ben de yüreğimin götürdüğü yere gidecek miyim diye soruyor kendine..