6/10
·477 syf.··
2026 3. kitabı
" Çünkü insan hiçbir kadını kendini bütünüyle arzulama eyleminin dışında tutarak arzulamaz; arzu beni sarsıyor, ben arzumun suç ortağıyım...İnsan bilir ki; bilinç, arzunun içinde yapıştırılmış gibi durur." Romanın ana teması bölüm başında alıntılanan Sartre'ın Varlık ve Hiçlik' teki bu düşüncesi üzerine kurulmuş. On altı yaşındaki Georg'un elini tutmaktan ve birkaç öpücükten öteye geçmeyen kız arkadaşı Camille'e duyduğu arzusu o derece büyüktür ki, aralarında geçen önemsiz bir tartışmadan dolayı Camille tarafından bitirilen ilişki Georg' da derin izler bırakır. Karşılaştığı her kadını, her cinsel deneyimini 'Camille ile nasıl olurduk' diye kıyaslar. Her ikisi de seçtikleri mesleklerde yollarına devam ederken bazen karşılaşırlar. Aralarında gevşek, zamansız ve kimseye anlatamadıkları sorunları paylaştıkları sağlam bir dostluk kurulur. Camille, Georg'un erotik hayallerini süslediğini bilmeksizin yaşamına devam ederken bilim adamı kimliğinden vazgeçen Georg, film senaryoları yazmaya başlar. Jean Baudrillard'ın söylediği " Öteki var, onunla karşılaştım dememeli; öteki var, onu izledim demeli." anlayışıyla fantezilerini, erotik hayallerini Camille'e anlatmayı sinema üzerinden yapar. Dünya çapında bir ün kazanır. Camille'in Georg'un filmleri hakkındaki duygu ve düşüncelerini ise romanın sonundaki mektubundan öğreniyoruz. Nabokov'un Kedisi ilginç konusuna rağmen ilk bölümünden itibaren kafa karıştırıyor. Anlatım dili - çeviriden mi kaynaklanıyor bilmiyorum - akıp gitmiyor, tıkanıyor sürekli. Bilinç akışı, eğretileme, Sartre felsefesi ve altmış sekiz kuşağından edebiyat dünyasına damgasını vurmuş pek çok yazara, sanatçıya, filmlere verilen referanslar bu okumayı daha da zorlaştırıyor ne yazık ki. Sabrınız varsa şans verebilirsiniz bu romana.
Nabokov'un KedisiThomas Lehr · Gendaş Yayınevi · 200419 okunma
·
83 Gösterim
Yorumlar
Lütfen giriş yapınız.