Yabancı romanını ilk açtığımda karşıma çıkan “Bugün annem öldü. Belki de dün, bilmiyorum.” cümlesi beni oldukça şaşırttı. Bir insan annesini kaybettiğinde bu kadar tepkisiz olabilir mi diye düşündüm. Doğal olarak baş karakteri hemen yargıladım. İnsan, annesini kaybettiğinde hayatında büyük bir boşluk oluşmasını bekler; oysa Meursault’nun sinemaya gitmesi ya da denize girmesi garipti..
Olayların gelişmesi ve Meursault bir kavga sonucunda birini öldürmesi kitabın devamında olanlar. Ancak beni asıl etkileyen nokta, onun bu olaydan sonra da neredeyse hiçbir şey olmamış gibi davranmasıydı. Hapse girdiğinde avukat istememesi ya da papazla konuşmayı reddetmesi, onun hayata karşı ne kadar kayıtsız ya da hayatın yaşamaya değer olmadığını düşündüğünü gösteriyor.
Mahkeme sahnelerinde ise dikkatimi çeken başka bir durum vardı: Sanki Meursault’nun asıl suçu bir insanı öldürmesi değil, annesinin ölümüne karşı duyarsız, tepkisiz kalmasıydı. Çevresindekiler, onun duygusuzluğunu ve alışılmış tepkileri göstermemesini yargılıyor gibiydi. Bakıldığında kitabın can alıcısı noktası burada, toplum insanlardan belirli duyguları göstermelerini bekliyor ve bu beklentiye uymayan kişilerin “yabancı” kalıbına girdiriyor..
YabancıAlbert Camus · Can Yayınları · 2025137,2bin okunma