Gönderi

Puan vermedi·510 syf.··
2026 7. kitabı
·
10 günde okudu
·
Okunma: 09 Mart 2026 21:38
Vladimir Bartol'un yazdığı tarihsel gerçek olaylara dayanan kurgusal bir eser. Temeli gerçeklere dayansa da çoğu karakter ve yaşanan olaylar yazarın anlatmak istediği olaylar çerçevesinde oluşturulmuş. Kitabın amacı kendi zamanında totaliter ve faşist rejimlere karşı bir eleştiri niteliğindedir. Yazarın anlatım tarzı, metnin akıcılığı, gerçekçi ve tutarlı oluşu, derin ve felsefi olması yönünden bu kitap gerçek bir klasiktir. Olay Demavend Dağlarında Alamut Kalesinde gerçekleşir. Alamut anlam olarak "Kartal Yuvası"demektir. Bu kale İsmaili öğretisinin devam ettiği yerdir. Kaleyi üç bölüme ayırabiliriz. Fedailerin yetiştiği bölüm, kadınların bulunduğu bölüm ve Cennet Bahçeleri. Bu üç bölüm de birbirinin varlığından haberdar değildir. İsmaili öğretisi genişleme arzusunda olduğundan dolayı yeni talebelere ihtiyaç vardır. Bu talebeler de çoğunlukla kölelerdir. Köle pazarlarında toplanan kız-erkek köleler bu kaleye getirilir. Saraya gelen köleler o normalde düşünüleceği gibi kendilerini kötü tecrübelerin beklediği sanır. Aksine gelenlerin bütün ihtiyaçları eksiksizce karşılanır. Yenilen her öğün şölen gibidir, kalede insanlardan güzel arkadaşlıklar görürler, kendilerine tarih, felsefe, edebiyat gibi alanlarda dersler verilir. Tabi hiçbir şey karşılıksız değildir ve bütün bunların karşılığı düşünülenden daha büyüktür. Kaleye fayda sağlamayacağı düşünülen kimse getirilmez bu yüzden herkesin bir misyonu vardır. Erkekler ve kadınların misyonu ayrıdır. Erkekler gördükleri irade eğitimleri, savaş eğitimleri ki bu eğitimler çok sert süreçlerdir sonrasında bir gün fedai olacaklardır. Fedai, kendini düşünmeden komutan(Hasan Sabbah) adına feda edecek kişi anlamına gelir. Yani gerekirse canına kayıabilecek suikastçilerdir.. Kadınların misyonu ise daha farklıdır. Onlar, Kalenin kadınların olduğu bölümden sorunlu Apama'dan baştan çıkarma dersleri alırlar. Nihayetinde Alamut'u Alamut yapan Cennet Bahçelerinde bakire huriler olacaklardır. Peki bu Cennet Bahçeleri nedir? Bunun için önce Hasan Sabbah'ı tanıyalım. Hasan Sabbah Hasan Sabbah, kitabın başlarında görünmez bir güç olarak karşımıza çıkar. Kendi hiç gözükmez ama sözü her yerde duyulur. Kalede bütün hocaların itaat ettiği, kendini hiç göstermeyen ama inanılmaz saygı ve korkuyla yaklaşılan bir figürdür. Kitapta "Görülmez, işitilmez ama her yerde" diye bahsedilir. Hasan Sabbah dışardan şöyle bir imajı vardır: İsmaili öğretisinin yeni lideri,Hz. Ali'nin halifeliğini savunur, son peygamber ve elinde olan cennetin anahtarıyla insanları Cennete yollama gücüne sahip kişi. Kalesine giren herkesten buna inanması ve Allah'tan sonra kendisinin geldiğine inanmasını bekler. Bu gizemli ve güçlü figür, inanılmaz derecede zekidir, o kadar zekidir ki okurken kendisine hayran olmamak zordur. Kitapta bir koyu bir nihilist olarak tarif edilse de bunun tarihi olarak bir dayanağı yoktur. Ancak biz kurgusal olarak devam edelim. Hasan Sabbah'ın imajı altında sakladığı gerçek kimliği bambaşkadır. Onun inandığı İsmaili öğretisi şudur: Hakikat yoktur, erişilemez ve her şey mübahtır. Hasan Sabbah bu doğrultuda gücü elde etmek için iki şey kullanır: din ve cennet anahtarı. Saf insanların inançlarını sömürerek onları sınırsız mutluluğu verebilecek kişi olduğuna dair manipüle eder. Hasan Sabbah hakikatle ilgili bu gerçeği anladığında kendine insanlara bunu anlatmayı misyon edinmiştir. Ancak insanlar onu ciddiye bile almamış, dediklerine ihtimal vermemişlerdir. Ancak insanların inançlarına körü körüne bağlı olduklarını görmüştür ve bu misyonu sürdürememiştir. Artık yeni misyonu insanların bu inançlarından fayda sağlayarak güce ulaşmaktır. Kendini peygamber ilan eder ve cennet yaratır. Hasan Sabbah şu gerçeğin artık farkındadır: hakikatin ne olduğu önemli değildir, bize tasavvur edilişi önemlidir. Cennet Bahçeleri ve Fedailer Saray'da sadece hadımların bildiği inanılmaz güzelliklikte, cennet tasvirine uygun bahçeler vardır. Selçukluların öncü birliğinin savunulmasının ardından başarılı olan 3 asker: İbni Tahir, Süleyman ve Yusuf. Bu üç asker Hasan Sabbah'ın ilk denekleridir. Sistem şöyle işlemektedir: Hassan Sabbah fedailerine bir uyuşturucu hap verir. Hapı alan fedailer uykuya dalar ve dünyayı algılayışları değişir. Onlar uyku halindeyken hadımlar onları Cennet Bahçelerine taşır. Burası aynı cennette tasvir edildiği gibidir. Kendi hurileri, sınırsız şarapları vardır. Burada fedailer cennette bir gece geçirdikten sonra tekrardan şaraplarına gizlice o uyuşturucu hap konur ve geri götürülür. Artık cennette bulunan fedailer bunu arkadaşlarına detaylarıyla anlatabilir, inancın yayılmasını ve güçlenmesini sağlayabilirler. Ancak insan psikolojisinin en kritik noktası bu değildir. O uyuşturucuyu alan fedailer uyuşturucunun etkisi geçince bir yokluk hissi çekerler. Buna şarap ve kadınlardan duyulan hazzı da ekleyebiliriz. Ve tabi ki de Cennet düşüncesi. Artık hepsi bu yokluk hissiyle başa çıkmak için ölümü arzulamaktadır. Çünkü öldükten sonra gidecekleri Cennet, şu anda bulundukları yerden çok daha iyidir. Artık hepsi Seyduna'nın ağzından çıkacak bir ölüm emrinin düşüncesiyle yanıp tutuşmaktadır. Cennette görüp aşık oldukları ancak aslında sarayın öbür tarafında bulunan köle kızların rüyasıyla yaşamaktadırlar. Hasan Sabbah'ın bu gücü ve deneyin başarılı oluşunun en güçlü örneği bence şudur: Kale 15.000 kişi kuşatma altındayken kaleye elçi yollanır. Hasan Sabbah, bu elçinin de zihnini ele geçirmek ister ve gidince düşman askerlere anlatarak korku yaratması adına gücünü gösterir. Cennete yolladığı iki askeri, Yusuf ve Süleyman'a ölüm emri verir. Yusuf'a kendisini kaleden atması emreder, Yusuf düşünmeden kalenin tepesine çıkar ve atlar. Süleyman'a kendini hemen kendisini bıçaklamasını söyler ve orada hiç düşünmeden elçilerin önünde bıçaklar. Bunu gören elçinin etkilenmemesi mümkün müdür? Gerçekten inanılmaz bir güç. Hasan Sabbah'ın deneyi başarılıdır. Artık bağnaz fanatikler yaratmış ve kendini otorite figürü olarak kabul ettirmiştir. Artık Hasan Sabbah'ın peygamber olduğu kanıtlanmıştır. Hasan Sabbah'ı fedaileri seçerken dikkat ettiği bir kriter vardır. O da fedailerin bakir olmasıdır. Çünkü henüz kadın tatmamış ve dünyanın zevklerinden bir haber olan erkeğin saf olduklarını ve cennet kolayla inanacaklarını bilir. Yani mükemmel kurbanlardır. Hiyerarşi ve politika Hasan Sabbah'ın tarih bilgisi yüksektir. Ona göre devletlerin ayakta kalması iki etkene bağlıdır: zaman ve mekan. Çoğu devlet mekan sorununu çözebilse de zaman sorununa yenilir. Uzun süreden sonra devletlerin artık eski güçleri kalmaz. Hasan Sabbah bu sorunu insanların kalbine inancı aşılayarak bulmuştur. Hiyerarşik yapı olarak ise faydalı olanı yüksek konumlara getirir. Bir kişi örgüte ne kadar faydalı olmuşsa ve ne kadar başarısı varsa rütbe olarak da yükselir. Yaşa ve diğer etkenlere dikkat etmez. Ayrıca bu doğrultuda babadan oğula saltanat gibi düşünceleri yoktur. Yetenekli ve iyi olanın başa geçmesi gerektiğini savunur. Zaten kitabın sonunda kurduğu sistem ile oğlu karşı karşıya gelmiştir. Ya oğlunu idam edecektir ya da onun kendi yazdığı yasaları uygulayacaktır. Bu kritik seçimde şöyle düşünür: Hasan Sabbah zaten oğlu ile hiç anlaşamaz. Halk gözünden kim oğlunun canına kıyacak kadar cani olabilir düşüncesine karşı kendi yazdığı yasalar oğlu dışında sadece garibanlara işliyor. Burada kendi yazdığı yasaları uygular ve oğlunun başını vurur. Oğlu bunu hak etmiştir, ayrı. Çünkü davanın öncülerinden, Hasan Sabbah'ın çok güvendiği dostu Hüseyin Alkeyni'yi öldürmüştür oğlu. Kitabın sonunda Hasan Sabbah İsmaililerin yeni dönemini hocalarına açıklar. Yeni fetih emirleri, yeni görevlendirmeler verir. Alamut Kalesi'ni ise Buzruk Ümit ve Ebu Ali'ye devreder. Kendisi odasına kapatacağını söyler. Bunun sebebi ise şudur: Hasan Sabbah kurduğu bu topluluğunun gücünün kendisinden sonra devamına dair kaygısı vardır. Kendini sistemden izole ederek ve dışardan gözlemleyerek aslında kendi ölüm simülasyonunu izler, hala gerekli müdahaleleri yapabilecek esnekliği tanır. Ayrıca bu izolasyon süresince de insanların gözünü boyamak için birtakım efsaneler yazacaktır. Anlaşılacağı üzere her hareketi zeka doludur. Karakterler ve Olaylar SPOILER Karakterler bu hikayede büyük önem taşımaktadır. Çünkü Hasan Sabbah'ın ideolojisinin yıkıcılığını, eleştirilerini onlar üzerinden okuruz. Öncelikle karakterlerin sembol ettikleri bazı özellikler vardır: İbni Tahir bilgedir, Yusuf kuvvetlidir, Süleyman agresif ve saldırgandır, Halime masumdur, Meryem güzeldir, Apama kıskançtır. Hasan Sabbah'ın kendisine göre mantıklı, çoğu kişiye göre duygusuz ve acımasız davranışları trajik sonuçlar doğurur. Halime yaş olarak en küçüktür, saftır. Cennet Bahçelerine gelen Süleyman'a aşık olur ve onu bekler. Ancak sonrasında tekrar onu beklerken başka bir fedaiyi görünce dayanamaz ve kendini nehre atar, intihar eder. İçimiz bir cız eder. Meryem ise kayıplara dayanamaz. Halime'nin ölüşü ve İbni Tahir'i öldü sanması ve onu kullandığı için pişmanlık duyması vicdanına büyük yük olur. Hem artık Hasan ile de uzaklaşmıştır ve sevmeme noktasına gelmiştir. Bu kadar acıya dayanamayan Meryem, Halime'nin intiharının sabahında bileklerini keserek intihar eder. İbni Tahir sonu ise trajik değildir. Genç ve toy olduğu için fikirleri çok çabuk değişir ancak inanılmaz bir potansiyeli vardır. Nizamülk'ü öldürdükten sonra Hasan Sabbah'tan intikam yemini eden genç, Hasan Sabbah ile yüzleşince onun etkileyeceğinden kaçamaz. Nihilizmi ile genci de etkileyen Sabbah, canını bağışlar ve onu gezip okuması, deneyimlemesi için serbest bırakır. İbni Tahir diye biri yoktur, artık filozof Avni vardır. Sonuç Bu kitap bizi önce Alamut Kalesinde bir öğrenci sonra Hasan Sabbah'ın arkadaşı yapar. Sonrasında olaylarla birlikte bir akışa sürükler. Hasan Sabbah kötü biri midir? İnsanları kandırır, hayallerini sömürür ama bakıldığında hem kendi için faydalı olanı yapar, hem de ölen fedailer cennet düşüncesiyle mutlu ölür. İki taraf için de sorun yoktur ama bunun dışardan farkında olanlar rahatsız olurlar. Bununla ahlakın göreceliliğini gözler önüne serer. Aslında düşünce olarak arkadaşları da benzer düşünceleri vardır. Asıl rahatsız edici olan Hasan'ın bunları gerçekleştirmesi ve elde edeceği güçtür bence. Hem gençken insanlara kendini anlatmayı denemiş ama kimseye dinletememiştir. Dünyayı değiştiremeyeceğini anlatınca o da kendini değiştirmiştir. İnsanlar gerçekleri duymak istemiyorsa Hassan Sabbah ne yapsın?
Fedailerin Kalesi AlamutVladimir Bartol · Koridor Yayıncılık · 201250bin okunma
·
70 Gösterim
Yorumlar
Lütfen giriş yapınız.