Öncelikle yazarın akıcı bir dili var; kitap gerçekten hızlı ilerliyor. Ben yaşı benden büyük olan insanların (hepsinin değil) hayata olan bakış açılarını dinlemeyi severim. Böyle bir kahraman hayatta olsa, onunla ara ara sohbet etmek isterdim; yalnızlığı gerçekten içimi ezdi.
Kitap ilerledikçe annesinin yanına gittiği bölüm, Hanna ile olan bağı, Ahmet ile olan bağı… insan yaşlandıkça içi sevdiklerinden bir mezara dönüyor sanırım.
Çocuklar gibi yaşlılık da bu dünyanın en çok ihmal edilen yanı. Hatta belki de çocuklardan bile fazla.