Kitabın ilk 100 sayfası hiç akıcı değil. Ayrıca sayfalarda çok fazla satır var ve yazılar da oldukça küçük. Bir sayfayı okuyana kadar yaklaşık 4 dakika harcıyorum ve 4. sayfada okumaktan bıkıyorum. Keşke yazıları biraz daha büyütselerdi; sayfalar gerçekten çok yoğun ve yorucu olmuş.
Kitaba gelirsek, konusunu çok beğendim. Özellikle 200. sayfadan sonra oldukça akıcılaşıyor. Hasta olan çocuğa verilen öncelik, ilgi ve alaka diğer çocuğun gözler önünde ölmesine neden oluyor. Ayrıca Shakespeare’in adının hiç geçmemesine de ayrı bir detay bence. Shakespeare'in Agnes’ı üç çocukla bir başına bırakıp tiyatro derdine düşmesi bana çok saçma geldi ve sinirlerimi bozdu. Hamnet
Agnes ise gerçekten okuduğum kitaplar içerisindeki en güçlü kadın karakterlerden biri. Ne olursa olsun hem çocuklarına bakıyor hem işini yapıyor. Oğlu ölmesine rağmen onu bile kendisi gömüyor. O sırada kocası Londra’da tiyatro peşinde koşuyor… Neyse.
Sosyal medyada herkes hem filmine hem kitabına aşırı bağlanmış. Herkes ağlayıp zırladığını söylüyor ama açıkçası kitapta ağlanacak çok yer yoktu. Üzülüyorsunuz, belki gözünüz doluyor ama benim için ağlanacak bir durum olmadı.
Filmine gelecek olursak henüz izlemedim, hemen izleyeceğim. Ama gördüğüm kadarıyla çok beğenilmiş ve bence oyuncu kadrosu da oldukça iyi olmuş. Böylece biraz farklı isimler de görmüş oluyoruz. Şimdiye kadar film dalındaki ödül törenlerinde Hamnet’in başrolü, yani Agnes’i canlandıran JessieBuckley, piyasadaki birçok ödülü toplamış. Umarım yarın geceki Oscar ödül töreninde de hakkını alır.
DİKKAT
Bu açıklamayı yazdıktan iki gün sonra filmini de izledim ve açıkçası çok etkilendim nerdeyse kitapla %90 aynı ve sadık kalınmış özellikle oyuncuların performanslarına bayıldım gerçekten harikaydı bir ara ağladım biraz ama gerçekten deydi.