·240 syf.····Okunma: 14 Mart 2026 22:49 Öncelikle herkesin sevebileceği bir roman değil şahane bir kitap ama anlaması zor yorucu katman katman bir roman. Kitapda her şey havada zaman isteyen sizi yer yer hırpalayan bir kitap. Orhan pamuğun okuduğum bütün kitapları bu şekilde, kendisini okurun önüne kolayca bırakmaz sezinleterek havada ilerlersiniz bunu nasıl beceriyor anlamıyorum doğrusu bu yüzden onu okumayıda çok seviyorum inanılmaz tat alıyorum dediğiniz anda ben bu kitabı anlamıyorum galiba diye çelişkiye düşürür kimin ağzından yazıldığı belli olmaz,masal mı gerçek mi diye sorgulatır. Post-modern bir anlatımla bu kitapta ilk kez Orhan pamuğun felsefi yönünü tanırken tasavvufiye dair dokunduğu bir kaç yer de dikkatimi çekti sürekli kaza kader melek kutsal kitaplarla ilgili kısa edinimleri gibi. Buraya kadar bahsettiğim kafanızın karışmasının normal olacağı ile ilgiliydi. Şimdi kitaptaki somut şeylerden bahsetmek gerekirse Osman ana karakterimiz bir mühendislik fakültesi öğrencisi okuduğu bir kitaptan çok etkilenip o kitaptaki yeni hayatı bulmaya odaklanıyor sonra üniversitedeki Canana aşık oluyor bakıyor onunda elinde okuduğu kitaptan var (burda o kitabı cananda gördüğü için başladığı itirafınıda yapıyor. Tam bir netlik yok) kitabı okuyan üçüncü kişi Mehmette bu kitabı içindeki hayatı aramaya çalışan insanların öldüğünü söyleyip vazgeçirmeye çalışıyor otobüs yolculuklarıyla kaza kader kavramıyla gelip geçen bir serüven ve kitapta altını çizdiğim bir yer vardı kitap bittikten sonra netleşen, diyordu ki bu otobüsler insanı istedigi yere en sonunda götürür dediği sonu hatırlayınca kafamda bir ampul belirdi kafam yanmış gibi hissediyorum yorucu ama güzel bir kitap Orhan pamuğa sevgilerimle.