Mina Urgan’ın “Bir Dinozorun Gezileri” kitabı, yalnızca bir gezi kitabı değil; aynı zamanda bir hayat anlatısı gibi okunuyor. Yazar, yıllar boyunca gezdiği şehirleri kendine has üslubuyla ve sivri yorumlarıyla anlatmış. Bu yüzden kitap, bir şehir rehberi gibi akacağı düşünülürken aynı zamanda bir aydının dünyayı nasıl gördüğünü anlatan bir yolculuk hissi veriyor. Mina Urgan hayatın tadını doya doya çıkarmış ve arkadaş çevresi ile de imrenilesi maceralara atılmış bir kadın. Bu yüzden sivri dilli, muhalefetten hiç korkmayan, huysuz ama tatlı bir aydın kadının cümlelerini okuyup hayata bir de onun gözünden bakabilirsiniz. Okurken sanki bilgili ama biraz huysuz bir teyzenin anlattığı hikayeleri dinliyormuş gibi hissediyorsunuz. Gezdiği yerleri anlatırken sadece güzellikleri değil; kültürü, insanları, hatta bazen hoşuna gitmeyen yönleri de açıkça söylemiş olması başka gezi kitaplarından farklı kılıyor. Klasik bir gezi kitabı bekleyenler için tarihi bilgiler ya da detaylı betimlemeler biraz sınırlı gelebilir. Mina Urgan’ın entelektüel birikimi, mizahı ve özgür tavrını her zaman sevmişimdir. İlk kitabına nazaran bu kitabı bana çok hitap etmiş olmasa da yazara olan sevgim bana kitabı okutturdu. En son sayfalarda fotoğraf albümüne yer vermesi ve bahsi geçen kişileri görmek, insanda buruk bir nostalji hissi yaratıyor. Gezi kitabı okumayı sevenler için güzel bir seçenek olabilir. Tabii eski bir kitap olması nedeniyle bahsi geçen şehirler ne kadar aynı kalmıştır onu bilemiyorum. Yazarla tanışmamış olanlara önerebileceğim bir kitap değil. Kendisini ilk kitabıyla tanımanız daha iyi olur. Fakat zaten tanıyıp bilenler ve bu tarzı sevenlere keyifli okumalar.