Jane Eyre'i çok sevdiğimden bunu da seveceğimi düşünüyordum ve onun kadar olmasa da gerçekten sevdim. Her şeyden önce yazıldığı dönemin şartlarını düşündüğümüzde kendi ayaklarının üzerinde durabilen ya da durmaya çalışan ve bu yolda emek sarf eden kadın karakterleri okumak gerçekten çok zevkli. Aynı zamanda yazarın bunu o dönemde yazabilmiş olmasına şaşırıp saygı da duyuyorsunuz. Yazıldığı dönemde okuyanların tepkisini görmek isterdim. Bu kitapta baş karakter erkek olsa da yine dikkatimizi çeken ve bence baş karakterden daha çok kendini okutan bir kadın karakterimiz var.
Gelelim kitaba :) Yazım dili bence oldukça akıcıydı, kusur sayılabilecek bir şey varsa o da cümlelerin çok uzatılması ve bazı yerlerde yapılan benzetmelerin bence aşırıya kaçmasıydı. Öyle ki benzetmeleri ve uzun cümleleri kaçırmamak ve anlamını tam olarak kavrayabilmek için pek çok paragrafı baştan okumak zorunda kaldım bu da akıştan kısa süreli kopmama neden oldu. Bir de genel olarak heyecan ve entrika okumayı sevenlere uygun bir kitap değil. Durgun ama güvenli hissettiren bir tarafı var. Olay olmasını bekliyorsunuz ama olmuyor. Hayatın monoton akışı gibi.
Baş karakter William son derece gerçekçi. Hani okurken şunu demiyorsunuz melek gibi bir insan ya da şeytan gibi biri. Basbayağı gerçek. Bazı yerlerde duygularını bazı yerlerde mantığını kullanan yeri geldiğinde hatalar yapan ama kendi içerisinde vicdan muhasebesini de aksatmayan bir karakter. Kendince ayaklarının üzerinde durmaya çalışıyor ve bunu yaparken ahlaki ilkelerden de uzaklaşmamaya çalışıyor. En çok takdir ettiğim yanı da buydu. Zararına olacak bir durumu bile kabul edebiliyor böyle bir durumda. Aynı şekilde Frances de öyle. karakterlerimiz yunan heykelleri ya da tanrıçalar değiller, aksine her insanın başına gelebilecek şeyleri yaşayıp hayallerini yaşatabilmek için uğraşan karakterler.
Kitapta en sevdiğim sahne Frances'in William'ın çalışmasan da olur ben sana bakarım tarzı teklifini reddetmesi ve düşüncelerinin arkasında durduğu andı. Kendim yapmışım gibi gururlandım.
Öte yanda Hundsen diye bir karakterimiz var ve okurken inanılmaz keyif aldım. İyi ya da kötü diyemiyorsunuz bazen insanı sinir eden bazen de güven veren bir yapısı var. böyle karakterleri okumaya bayılıyorum. Kitapta keşke onunla daha çok bölüm olsaydı dediğim yerler oldu. gerçi böyle ara ara görmemiz de gizemini korumasına yardımcı oluyordu. Hatta kitabın sonlarında bazı şeyler de öğreniyoruz. ilginç bir karakter. Belki de üzerinde en çok konuşulması gerekenlerden biri de oydu. Hikayesini her şeyiyle öğrenseydik öyle de olacaktı muhtemelen.
Uzun lafın kısası eğer olayların bitmek bilmediği, karakterlerin çarpık şeyler yaşadığı kitaplardan sıkıldıysanız ve biraz yavaşlama biraz da gerçekliğe ihtiyacınız varsa kesinlikle okuyun. Özellikle de son kısımlar gerçekten iyi hissettiriyor.