Kötülüğe şahit olan, maruz kalan kadar kötülük işlemeyi doğal, sıradan ve legal bir kimliğe dönüştürüyor. Dünya o kadar ironik ki sevgi paylaşttıkça çoğalırken, kötülük ise ona maruz kalınıp ve şahit oldukça çoğalıyor.
Yazgı, insanlara eşit fırsatlar sunmuyor. Kiminin tek sorunu gül bahçesinde ellerine batan diken iken kimisinin de bedenine, zihnine ve yahut iffetine batan dikenler olabiliyor. Ahmet Ümit muhteşem suçu anlatırken mükemmel suç yoktur mantığını yine her zamanki gibi gözlerimizin içene sokmuş. Muhteşem suç yoktur ve masum da suç yoktur...
Kitap öyle güncel konulara da değinmiş ki, rahat koltuklarınızda kahvenizi yudumlarken bir Suriyeli -ki ülkemizde olmalarını hiç istemezdim ve buna rağmen- hakkında empati kurdurabilmeyi başarıyor ya da ülkemizde problemsiz görünen zenginlerin problemlerinin ne olduğunu tasvir ediyor ama bütün bu güncellikleri bir güzel anlatırken hiçbir suçun, ceza yetkisinin kişi yargısı olmadığını ve gerçek adaletin, kanun adamlarının kaleminden çıkması gerektiği noktasını da anlatısının sonuna eklemeyi ihmal etmiyor.
Ancak yarınlarımızda olmasını sağlayabiliriz belki ama temiz bir toplum için, nasıl yapabiliriz bilmiyorum fakat tüm ebeveynler çocuklarını mutlu yetistirsin. Kötülük yapmayı öğrenmeden, kötülüğe şahit olmadan ve en hihayet en bulaşıcısı olanı, kötülüğe maruz olmadan... Belki o zaman, yarınlarımz temiz olur. _022